Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar

Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar »Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar Sümbül Kokusu Pazar günü Budapeşte Darülfünunu Tabiiyyat şubesinde öğrenim gören Hüseyin Arif Macaristan’ın...

Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar

Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar
Sümbül Kokusu


Pazar günü Budapeşte Darülfünunu Tabiiyyat şubesinde öğrenim gören Hüseyin Arif Macaristan’ın dar sokaklarından birinin kasvetli dar evlerinden birinde gazete okumaktadır. Gazetede Çanakkale Savaşı’nın gidişatıyla ilgili pek çok ha*ber vardır. İstanbul’un Boğazlar’ın her yanının sarıldığı ülke*nin çok zor durumda olduğu yazmaktadır. Hüseyin Arif mem*leketinin düştüğü bu durumdan dolayı büyük bir hüzün için*dedir. Ülkenin cephane durumu çok eksiktir. (Çağlayanlar) Oysa düşman askerlerine her yandan yardım gelmektedir. Onların her türlü imkânı karşısında Türk askerinin yalnızca bir göğsü bir de bazusu vardır. İstanbul; camileriyle mavi denizi ve göğü mezarlıkları surları ile gözlerinin önüne gelmektedir. Ona göre İstan*bul’un hamalları Avrupa’nın lordlarından daha asildir. Kaldı*ğı Macar topraklarındaki sokaklara göre İstanbul’un sokakları daha nurani daha neşelidir. İçinden bir çığlık kopar. Allah’a vatanımı düşmana çiğnetme diye yalvarır.
Bu hüzün içinde memleketine ait neyi varsa hepsini koklar. Sonra pencereyi açar. Ev sahibi dört gün önce bir sümbül vermiştir. Pencereyi açınca duyduğu sümbül koku*suyla irkilir. Sümbül saksısının üzerine kapanarak ağlamaya başlar. O sırada kapı vurulur. Gelen Mehmet Siyavuş’tur. Mehmet’e sümbülü derinden koklamasını söyler. Mehmet Si-yavuş da irkilir. Çünkü sümbül İstanbul kokmaktadır. Mart aylarında İstanbul’da işportalarda ‘bahariye kokuları ‘ diye satılan sümbül kokusunu hatırlarlar. İkisi de Ah vatan!’ der*ler. Vatanı kaybediyoruz.’ diye ağlamaya başlarlar. İki genç bir şey yapmaları gerektiğine karar verir. Hüseyin Arif arka*daşına; ‘Yaşamak alçaklıktır. Çanakkale cephesinde ölmeliyiz.’ der. Birbirlerine sarılarak ikisi de vatan için savaşmaya karar verir. İki gün içinde eşyalarını satarlar. Pasaport işlemleri için gittiklerinde görevli onlara ‘Talebelerin askerlikleri ertelendi.’ dediğinde onlar büyük bir huzurla ‘Biz gönüllü gidiyoruz.’ cevabını verirler.


Padişahım Alınız Menekşelerimi Veriniz Gülümü


Samime Hanım kanepede gazeteleri okumaktadır. Ya*nında Ayşecik vardır. Ayşecik Samime Hanım’in hizmetçisi-dir. Samime Hanım’ın kocasıAyşecik’in de babası ve ni*şanlısı Trablus cephesine gittiklerinden beri koca evde birbir*lerine arkadaşlık etmektedirler. Ayşecik bu eve akrabası olan Samime Hanımın kocası Tuğrul Bey’in babasından haber a-labileceği ümidiyle gelmiştir. Fakat Tuğrul Bey de kısa zaman sonra cepheye gitmiştir.
Samime Hanım ile Ayşe iki dert ortağı olmuşlardır. Her ikisi de her gün Allah’a cephedeki yakınları için yalvarmakta evde matem havası esip durmaktadır. Samime Hanım Ay*şe’ye kocasından Ayşe de utanarak nişanlısından bahset*mekte; böylelikle avunmaktadırlar.
Ayşe Samime Hanıma muharebeden bir haber olup ol*madığını sorar. Samime Hanım gazetedeki haberi okumaya başlar. Gazetede şunlar yazmaktadır:


‘On üç zırhlıya karşı bir asker’


“Salı sabahı düşman zırhlılarından on üçü Trablus’un şark tarafında kalan Hamidiye İstihkamı’nı dövmeğe başla*mışlardır. İstihkamda on bir neferle bir çavuş vardı. Neferle*rin dokuzu bir müddet sonra şehid ikisi mecruh olmuş ve sağ kalan Mehmed Çavuş isminde bir kahraman henüz parçalan*mayan birkaç topla dünyanın hiçbir muharebesinde işitilme*miş hiçbir memleketin tarihinde görülmemiş bir inat ve me*tanetle tek başına düşmana mukabele etmiş ve nihayet tunç toplarla beraber o pulat vücut da başına yağan yüzlerce gül*le altında parça parça olmuştur. Böyle emsalsiz erlere malik olan millet dünyanın en büyük milletidir.”
Gazetedeki haberi duyan Ayşe haykırmaya ve ağlama*ya başlar. Haberdeki Mehmet Çavuş babasıdır. Ayşe baygın*lık geçirir. Samime Hanımonu teskin etmeye çalışır. İkisi de abdestlerini alarak Allah’a secde ederler. Dakikalarca ağlaya*rak Allah’a dua ederler. Samime Hanım Ayşe’ye yatmasını ve Allah’a nişanlısının yaşaması için dua etmesini söyler.
Ayşe rüyasında nişanlısı Tosun’u görür. Bir melek onu Trablusgarb’a nişanlısının yanma götürür. Nişanlısının yanında ba*bası da vardır. Babasınişanlısını götürmesini onun yerine de savaşacağını söyler ve gider. Ayşe Tosun’a sarılarak ağlamaya başlar. Tosunla birlikte bir yere otururlar. Tosun düşman kur*şunu askerlerimizin bağrını delerken buradan ayrılamaya*cağını söyler. Bu arada Tosun’un her yerinden inciler akmak*tadır. Ayşe incileri toplayıp padişaha vererek nişanlısının bede*lini vereceğini düşünür ve sevinir. Tosun düğmesini açtığında içinden mücevherler dökülmeye başlar. Tosun ona: “Benim bedelim bu çöllerin bütün kumlarıdır. Ben bitmeyince Trablus bitmez.” der. Padişaha bir demet çiçek götürmesini söyler. Ona son söylediği cümle: “Gönlüm diyor ki ben şehid olmamışsam mutlaka çiçekleri padişaha vereceksin.”


Ayşe sabah olunca hemen bahçeden çiçek toplar. Padi*şaha gidecektir. Dolmabahçe Sarayı’nın önünde elinde çiçek*lerle duracak padişah onu görünce Ayşe’yi yanına çağıra*caktır. O da padişaha: “Alınız menekşelerimi veriniz gülü*mü!” diyecektir. Bu düşüncelerle evden çıkar. Yolda birkaç bölük asker görür. İçlerinde Tosun da vardır. Onu görünce gözleri kararır ve oracığa düşüverir. Ayşe aklanmıştır. Gördüğü asker Tosun değildir. Elinde*ki menekşeler de çamurun içine düşmüştür. O anda rüyada Tosun’un: “Ben şehid olmamışsam mutlaka çiçekleri padişa*ha vereceksin.” dediğini hatırlar. Ağlayarak onun şehid oldu*ğunu anlar.


Linkback: http://www.buyuknet.com/ahmet-hikmet-muftuoglu-caglayanlar-t32188.0.html

 
Etiket:
Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar 

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(2 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar

Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar »Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar Sümbül Kokusu Pazar günü Budapeşte Darülfünunu Tabiiyyat şubesinde öğrenim gören Hüseyin Arif Macaristan’ın