Bağlama Hakkında herşey

Bağlama Hakkında herşey »Bağlama, Türk Halk Müziğinde yaygın telli bir sazdır. Yörelere ve boyutlarına göre değişik isimlerle tanınmaktadır: kopuz, cura, saz, çöğür, dombra,...

Bağlama Hakkında herşey

Bağlama, Türk Halk Müziğinde yaygın telli bir sazdır. Yörelere ve boyutlarına göre değişik isimlerle tanınmaktadır: kopuz, cura, saz, çöğür, dombra, ikitelli, tanbura, v.b. Kullanılan tekniğe göre mızrap veya parmaklar ile çalınır. Parmaklarla çalma tekniği şelpe ve dövme adlarını taşıyor. Genellikle altta iki çelik ile bir sırma bam, ortada iki çelik ve üstte bir çelik ile bir sırma bam teli olmak üzere toplam 7 tellidir.

Kendi içinde çok değişik şekilleri ve çeşitli özellikleri bulunan şelpe tekniğinde, elin bütün tellere yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı vurulması gibi iki temel fonksiyon vardır. Vuruş şekli, ifade ve tını olarak farklı anlayışta olan bu iki fonksiyon, kendi içinde de çeşitli özellikler göstermektedir.

Yukarıdan aşağı yapılan vuruşlar genellikle iki türlüdür. Bunlardan biri; başparmak hariç, diğer dört parmakla yukarıdan aşağı bütün tellere vurulmasıdır. Bünyesinde bir çok özelliği barındıran bu vuruş da kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan biri, bütün tellere başparmak hariç diğer dört parmakla bir bütün halinde vurulmasıdır.

Diğeri ise başparmak hariç serçe parmak, yüzük parmağı, orta parmak ve işaret parmağının sırasıyla bütün tellere taramalı olarak hızla vurulmasıdır.

Bu vuruşlar ezginin ilk darpları olmaları nedeniyle önemlidir. Çok yumuşak uygulanabildiği gibi genellikle belli bir şiddetten çok kuvvetliye kadar değişik sertlik derecelerinde yapılmaktadır. Böylece ezginin yapısına ve karakterine göre usulün çok değişik zamanlamalarına gelebilen bu vuruşların, kesik kesik ve kuvvetli uygulanmasıyla da ezginin ruhunda dirilik ve coşku yaratılmış olmaktadır. Genellikle usullerin başında,, ortasında veya hem başında hem de ortasında yer alabilen bu tanforlar, kimi zaman usulün çok değişik yerlerine gelebilmektedirler. Bu da monotonluktan uzaklaşmada ve havanın değişmesinde etkili olmaktadır.

Genellikle yalın ve küçük ezgileri belli bir ritim kalıbı temeline oturtup, uzun bir zaman dilimi içinde çalıp söyleyen Doğu Bölgesi Alevi-Bektaşilerinde tanfor anlayışının en ince örneklerini görmek mümkündür. Öyle ki, zaman zaman inançlarında önemli bir yeri olan Allah, Muhammet, Ali üçlemesini ifade eden üç tanforu, peş peşe getirerek ezginin çeşitli yerlerinde ustalıkla kullanabilmektedirler. Bunun yanında Anadolu genelinde tanforlarla şekillenmiş çok çeşitli ezgi ve ritim kalıpları meydana gelmiştir. Bir eserin tümü zaman zaman bu tarz şekillenmiş ezgi ve ritim kalıplarının birleşmesinden oluşabilmektedir. Teke bölgesinde sıkça rastlanılan bu uygulamaya Avşar Beyleri adlı ezgi iyi bir örnektir. Bu tarz uygulamalara Doğu bölgelerimizde de rastlanılmaktadır. Örneğin Aşık Nesimi Çimen; kendi anlayışına göre oluşturduğu tanforlardaki 7/8'lik usul kalıbını farklı usuldeki ezgilerin bitişinde dahi kullanmaktadır. Bu uygulamayı çokça benimsemiş olan Çimen'in uzun hava tarzı açışlarında özellikle tanforlarla süslediği hızlı ezgilerle karar sesine varması dikkat çekicidir. Anadolu'nun genelinde sağ elin yukardan aşağı vuruluşunda dikkat edilecek bir husus da tırnak ve el hışırtısının çıkan tınıya katılması ve bunun bir zevke dönüşmüş olmasıdır. Özellikle Doğu Anadolu Alevi-Bektaşi'leri için tırnak hışırtısı vazgeçilmez bir alışkanlık durumundadır.

Anadolu'da sağ elin yukardan aşağı vuruluşuna ait genelde görülen bir diğer özellikte, tellerle birlikte aynı zamanda göğse de sert bir darp vurarak ses çıkarılmasıdır. Bu uygulama Doğu yörelerimizde de görülmesine rağmen genellikle Teke Bölgesi Yörükleri ile karakterize olmuştur. Özellikle zeybek havalarında karşılaşılan değişik kullanımları vardır. Teke bölgesi Yörüklerinde "fiske, fıska, tıska ve tokatlama" gibi adlar alan bu vuruşta önce sağ el başparmağı işaret ve orta parmağın ortasına gelecek şekilde yumruk yapılır. Bunu takiben önce orta parmak sonrada işaret parmağı olmak üzere, iki parmak peşpeşe ve hızla göğse vurularak el aşağıda açık konuma getirilir.

Bu vuruşta işaret ve yüzük parmağı da göğse değiyor gibi görünse de asıl işlevi orta ve işaret parmağı yapmaktadır. Zeybeklerde bu ifade adeta, zeybek oynayan çok sayıdaki kişinin ayak seslerini tasvir etmektedir. Bu darplar genellikle düzenli olarak tek yapıldığı gibi, istenildiğinde üst üste iki defada uygulanabilmektedir ( Ömek Ağır Zeybek ve Fethiye Zeybeği). Bunun yanında piano ve forte olmak üzere değişik şiddetlerde görülen bu vuruşların, bir ezgi içinde çok aralıklı olarak uygulandığı da görülür. Göğse parmaklarla darp vurularak ses çıkarılması ve bu sesin müziğin içinde kullanılması fikri, kopuzun tarihinde çok eskilere dayanmaktadır. Asya Türklerinde de bu uygulamaya sıkça rastlanılmaktadır. El ile çalmanın çok eski dönemlerinden beri süregelen bu vuruş, mızrap kavramıyla birlikte devam ettirilmiştir. Günümüzde hala sürdürülen bu ifade ile ezginin istenilen herhangi bir yerinde göğse bir ya da peşpeşe iki darp vurularak renk katılmaktadır.

Göğse darp vurarak ses çıkarılmasında Anadolu'da karşılaştığımız ikinci şekil, yalnızca orta parmağın göğse vurularak ses çıkarılmasıdır. Genellikle doğu bölgelerimizde adeta ezgiye dem tutarcasına kullanılan bu ifadede de, daha çok işaret parmağı ile ezgi çalınırken orta parmakla göğse vuruşlar yapılmaktadır. Bu uygulama da mızraplı bağlamaya geçmiştir Mızraplı bağlamada da alışkanlığa göre, orta veya yüzük parmağı göğse darplar vurmak suretiyle ezgiye eşlik etmektedir.

Sağ el şelpe tekniği ifadelerinden bir diğeri de, yalnızca işaret parmağı ile bütün tellere yukarıdan aşağı vurmadır. Bu vuruşta diğer üç parmak hafifçe kapatılarak işaret parmağının hareket alanı genişletilir ve yukardan aşağı bütün tellere vurulur. Burada da vuruluş şiddetine bağlı olarak tırnak hışırtısı, kesik ifade ve tanfor özellikleri gerçekleştirilebilir. Ancak, bunların hiç biri olmadan yumuşak bir vuruş da yapılabilir. El ile çalışın görüldüğü hemen her yörede rastlanılan bu vuruş, saz boyunun büyükçe olması dolayısıyla doğu bölgelerimizde daha rahat ve özgür bir yapıdadır. Teke bölgesinde ise, üçtelli bağlamaların küçük boyda olmaları nedeniyle bu vuruş, daha küçük hareketlerle yapılmaktadır.

Şelpe tekniğinin temel fonksiyonlarından bir diğeri de, aşağıdan yukarıya yapılan vuruşlardır. Kendi içinde çok değişik şekilleri ve özellikleri bulunan bu vuruşlar genellikle ezginin işlenmesi, tanforların belirlenmesi, tanforların dışındaki yerlerin doldurulması vb. işlevleri yerine getirmektedir.

Aşağıdan yukarı yapılan vuruş şekillerinden biri. elin aşağıda açık pozisyonda iken yukarı doğru vurulmasıdır. Bu vuruşta ağırlık, İşaret parmağındadır. Diğer parmaklarda hafifçe tellere değseler bile, asıl vuruş işaret parmağının iç kısmıyla yapılmaktadır.

Aşağıdan yukarı vuruş şekillerinden bir diğeri orta, yüzük ve serçe parmaklarının hafifçe kapatılması ve işaret parmağı ile tellere aşağıdan yukarı doğru vurulmasıdır. Bir önceki vuruşa göre çok daha rahat ve hızlı olabilmesi bakımından, genellikle tercih edilen vuruş budur. Teke yöresinde bu vuruşa ''tekli''de denmektedir. Bu yörede bir ikinci tekli vuruş çeşidi de orta parmakla yapılandır. İşaret parmağı ve orta parmakla yapılan tekli vuruşların, bir bütün halinde düşünülüp peşpeşe uygulanmaları ile oluşan vuruşa Teke yöresinde genellikle ''ikili'' ya da ''iki parmak'' denilmektedir. İkili vuruşta işaret parmağı, biraz orta parmağın hizasına kaydırılarak parmaklar arasında bir paralellik sağlanır. Yüzük ve serçe parmaklarının hafifçe kapatılması ile rahatlayan bu iki parmakla tellere kısa aralıklarla hızla vurulur. Parmakların tellere peşpeşe vurulması nedeniyle hızlı bir senkop oluşturan bu vuruşun, Doğu bölgelerinde özel bir adı olmamakla birlikte özellikle "Aşıklama" denilen tavırda kullanılmaktadır. Arguvan Emirler yöresinde çokça rastlanılan bu kullanımın yanında, aşıklama ifadesinin bilinen en yaygın vuruş şekli, alttan yukarı başparmak ve işaret parmağının hızla vurulması ile yapılandır.

Şelpe tekniği alttan yukarı vuruşlarından, Teke yöresinde olup da, doğu bölgelerimizde görülmeyen önemli bir ifade, adına genellikle "tarama'' denilen vuruş şeklidir. Alttan yukarı sırasıyla yüzük, orta ve işaret parmaklarının peşpeşe, hızla vurulmalarıyla oluşan bu ifade, Teke yöresinin karakteristik ve temel bir vuruşudur. İlgili parmakların bükülmek suretiyle uygulandığı bu vuruş, Teke yöresinde adeta bir kalıp haline dönüşmüştür. Genellikle aşağıdan yukarıya parmaklar hızla, peşpeşe vurulur. Ancak ezgiye göre parmak hareketlerinin yavaş ve tek tek uygulandığı da görülmektedir.

Anadolu el ile bağlama çalma geleneği şelpe tekniği, üstten ve alttan vuruşlarının birlikte uygulanışında iki olgu göze çarpmaktadır. Birincisi, ezgiye göre üstten ve alttan yapılan vuruş çeşitlerinden birinin veya bir kaçının düzensiz olarak uygulanmasıdır. Çeşitli vuruşların birleşiminden oluşan bu kalıpların, zaman zaman bir ezginin hemen bütünü boyunca devam ettiği görülebilir. Teke yöresinin Avşar Beyleri adlı uzun havası buna iyi bir örnektir. Dikkat edilecek olursa, üstten tek vuruş ve iki kez tekrarlanan alttan üç parmak tarama vuruşunun birleşiminden oluşan kalıp eserin bütününde uygulanmaktadır. Bunun gibi, daha fazla sayıda üstten ve alttan vuruşların birleşiminden oluşup ezgi bütününde tekrarlanan geniş vuruş kalıpları da vardır. Ezgi boyunca genel bir icra temasının oturtulduğu bu anlayışa, değişik şekilleriyle Teke ve doğu yörelerimizde rastlanılmaktadır. Bir üçüncü şekilde bu iki olgunun birlikte uygulanmasıdır. Bir ezgi bütününde üstten ve alttan serbest yapılan vuruşların yanında düzenli vuruş kalıplarının da kullanıldığı bu uygulamaya Teke ve doğu yörelerimizde rastlanılmaktadır.

Şelpe tekniğinin yurt genelinde bağlamada asıl uygulanma :.eri göğüste, sap birleşimine yakın bir noktadadır. Ancak, Teke yöresinde sap üzerinde çalınan parmak vurma tekniği ile beraber sap üzerinde de uygulanabilmektedir. Şelpenin hemen her hareketinin yapılabildiği bu bölgede çıkan şelpe tonu göğüstekinden biraz farklıdır.

Tel Çekme Tekniği

Tel çekme, bağlamanın temel tekniklerindendir. Parmakla teli çekerek ses çıkarmayı ifade eden bu teknik, kopuzun ilk dönemlerinden bu güne kadar gelişerek süregelmiştir. Anadolu'da el ile bağlama çalma geleneğinin genelinde rastlanılan bu icra şekli, Doğu yöreleri ve Teke Bölgesinde farklılıklar içermektedir. Bu pozisyonda genellikle alt ve orta tel için işaret parmağı alttan yukarı, üst tel için ise başparmak kullanılarak yukarıdan aşağı çekilmek suretiyle ses çıkarılmaktadır. Doğu yörelerimizde genellikle uzun hava icralarında, zaman zaman da ritmik ezgilerde kullanılan bu teknikte, ezginin her sesine birebir vuruşlar gelebilmektedir. Kendisine özgü bir tını karakteri olan bu tekniğin tipik özelliği, sağ el ile az sayıda vuruş yapıp sol el ile olabildiğince çok sayıda ses çıkarılmasıdır. Kanımızca, özellikle hızlı ezgilerde her notaya bir vuruş yapmanın zorluğu bu anlayışı doğurmuş olmalıdır.

Teke bölgesinde bu teknik, doğu yörelerimizden daha farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Genellikle boğaz havalarının icrasında kullanılan bu tekniğin en tipik örneği, Ramazan Güngör'de görülmektedir. Sanatçı, küçük olan üçtelli bağlamayı aşağıdaki resimdeki gibi, üst ve alt iki kenarından kavrayarak işaret parmağını boşta bırakmakta ve yalnızca işaret parmağı ile teli birazda göğse bastırarak yukarı doğru çektirmektedir. Teke bölgesi üçtelli bağlamaları da doğu yörelerimizde olduğu gibi, az vuruş yapıp, çok sayıda ses çıkarma anlayışı ile çalınmaktadır. Ancak, üçtelli bağlamada tel çekme tekniği esnasında çıkan tını daha sivri ve daha keskin bir karakterdedir.

Parmak Vurma Tekniği

Parmak vurma tekniği; Anadolu el ile bağlama çalma geleneği içerisinde yer alan ve dünyada yalnızca Anadolu'nun Teke bölgesi Yörük Türkmen kültürüne ait özgün bir ses çıkarma tekniğidir. Bu teknik, şelpe ve tel çekme teknikleri gibi bağlamanın köklerine uzanan derin bir tarihe sahip değildir. Bağırsak tel ile mümkün olmayan, ancak madeni telin kolay tınlamasına bağlı olarak gelişen bu tekniğin, iyimser bir bakışla madeni tellerin bağlamaya takılışına kadar uzanan bir geçmişi vardır. Kanımızca, bu nedenle parmak vurma tekniği, Anadolu genelinde yaygınlık kazanamamıştır. Zira, Anadolu insanının bağırsak telden madeni tele ancak yakın zaman önce geçebilmiş olması ve Yörüklerin göçebe yaşam tarzı nedeniyle diğer topluluklardan uzak olmaları, bu tekniğin Anadolu geneline yayılmasını engellemiştir. Bu teknik yörede ''parmak vurma, parmak koyma" gibi terimlerle adlandırılmaktadır. Ömer Akpınar Ahmet Yamacı'nın parmak vurmaya ''bana bana, bandıra bandıra çalma'' anlamında ''damak'' dediğini nakletmektedir. Teke yöresindeki yaşlılar, eskilerin bu tarzda çalarken sazın yönünü yukarı çevirdiklerini söylemektedirler. Bu anlayış kanımızca, Anadolu genelinde görülen sazın yukarıya, Hak'ka doğru çalınması inancıyla ortak olmalıdır.

Parmak vurma tekniği; bağlamada açık tellerin bir tam beşli tizindeki perdeye genellikle işaret parmağı, bazen de orta parmakta vurulup çekilmesini ifade eden bir ses çıkarma tekniğidir.


Linkback: http://www.buyuknet.com/baglama-hakkinda-hersey-t22345.0.html

Bağlama, kullanım amaçlarına göre farklı tür ve boylarda çalınmakta. Günümüzde genellikle aşağıdaki türlerle tanınmakta:

Cura (en küçük boyda olanıdır)
Kısa saplı bağlama
Bağlama
Tanbura
Divan sazı (en büyük boyda olanıdır

Halk müziğinde çoğunlukla karşılaştığmız düzenler: (Parantez içinde üst, orta ve alt tellerin çekilmesi gereken sesler)

Bağlama düzeni (La, Sol, Re)
Bozuk düzen, Kara düzen (Sol, Re, La)
Misket düzeni (Fa#, Re, La)
Müstezat (Fa, Re, La)

BaĞlamada Tavirlar

Halk Müziği'nin en önemli özelliklerinden birisi de yörelere has söyleniş ve çalınış biçimleridir. Bağlama ile yörelerin tezene özelliklerini çalmaya, o yörenin tavrı denilmektedir. Bu tavırlar tezene kullanımı ile ilgilidir. Yani tezenenin alttan vurulması, üst tele taktırma, senkoplu çalış gibi özellikleri olan bu tezene çeşitlerine, kısaca tavır diyeceğiz. Tavırlar birkaç küçük ayrıntı ile birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Bu ayrıntıların en önemli göstergesi ise görsel olmalarıdır. Yani tezenenin yukarıda veya aşağıda bitmesi gibi. Fakat genelde bağlamada kullanılan tavırlar, yörelere göre özellikler taşımalarına rağmen, bazen bir tavır içinde diğer tavırın mızrabını da görmek mümkündür. Örneğin: Kayseri tavrı sürmeli tezenesi ile birkaç senkoplu tezeneden ibarettir. Aynı örneği, Konya tavrı için de verebiliriz. Zeybek tavrının sonuna, bağlamanın üst telinin taktırılması ile Konya tavrı oluşturulur.

Görüldüğü gibi tezene vuruluşlarının ayrılması veya birleştirilmesi tavırların zenginleşmesi açısından önemlidir.

Bunun yanında bir tavrın yalnızca bir tezene ile çalınamadığı zamanlarda ise; o tavrın ikinci veya üçüncü varyasyonları ortaya çıkar. Örneğin Zeybek tavrını tek bir tezene ile anlatmak güçtür. O yüzden bir tezene çeşidi esas alınıp, ondan üretilenlerle beraber zeybek tavrı oluşmaktadır.
Tavırların doğru icrasını yapabilmek için gerekli olan bir başka önemli nokta da, bağlamanın düzenidir. Düzenin farklı olması tavrın gerektiği şekilde kullanılmasına imkan sağlamayabilir. Bu yüzden herhangi bir yörenin türküsü icra edileceği zaman öncelikle akordu ve daha sonra türkünün tavrı ile çalınmasına dikkat edilmelidir .
Bugün türkülerin icrasında kullanılan başlıca tavırlar şunlardır:

1. Zeybek tavrı
2. Sürmeli tavrı (Yozgat tavrı)
3. Kayseri tavrı
4. Konya tavrı
5. Silifke tavrı
6. Azeri tavrı
7. Ankara tavrı
8. Aşıklama tavrı
9. Karadeniz tavrı
10. Rumeli tavrı
11. Karşılama
12. Teke tavrı

Bu tavırların uygulanışı esnasında tezenenin kullanılışının dışında parmaklara da görevler düşmektedir. Örneğin sürmeli tavrı mızrabı atılırken kıstırma denilen bir hareket yapılır. Bu hareket herhangi bir sesten onun yarım veya tam ses altına veya üstüne çarpma yapmak için kullanılır. Bunun icrası sırasında o seslere parmak vurarak yapılması en doğrusu olmasına karşılık, bunu yapamayanlar kıstırma hareketini kullanarak o sesleri çıkarmaya çalışırlar. Tabii sesler net ve temiz olmaz. Örneğin sürmeli tavrında da sesinden re sesine bir çarpma yapılacağı zaman:

olması gerekirken, kıstırma hareketi ile, birinci parmağın do sesine,üçüncü parmağın da aynı tel gurubundaki re sesine aynı anda basması, re do seslerinin bir arada çıkmasını sağlamaktadır.

Do ve re seslerini ardarda çok çabuk duyurmayı amaçlayan bu sistemdeki özellik, parmakla ilgilidir. Parmaklarım gerektiği kadar hızlı çalıştıramayanlar ise, yukarıda görülen kıstırma hareketi sonucu o ses kümesine yakın bir ses elde ederler. Tabii ki amaç duyurulması gereken seslerin net ve temiz olmasıdır .
Buradan tavırların icrasında tezenenin gerekliliği yanında parmakların da büyük rolü olduğunu görmek mümkündür.

Tavırların kağıt üstündeki yazımı tezenenin gösterimi ile yapılmaktadır. Biz de burada tavırları bu şekilde göstereceğiz.


1. Zeybek Tavrı
Zeybek tavrı biri temel olmak üzere, 4 ayrı tezene kümesi ile gösterilir.

2. Konya Tavrı
Konya tavrının en önemli özelliği, bağlamanın en üst tel gurubuna (sol sesine) taktırma yöntemidir. Bir zeybek tezenesinden sonra yukarı doğru sol teline taktırmadan ibarettir.

Bu tavrın icrası sırasında hemen her nota kümesinin veya tavrın uygulanacak olması, gerekmeyen yerlerde de sol sesinin çıkmasına neden olmaktadır. Bunun önlenebilmesi için, yukarı tele taktırım esnasında o tel üstünde ve notada yazan seslerin 5. parmakla alımı mümkün olanlarının alınıp, türkü seslerini daha net çıkması sağlanabilir. Bu iş için 5. parmağa önemli görevler düşmektedir.
3. Silifke Tavrı
Duyum olarak zeybek tavrının aynıdır. Fakat görsel olarak zeybek tavrının yön itibarı ile tam tersidir. Silifke yöresi türkülerinin metronomunun hızlılığı nedeni ile genellikle alt tel kullanılarak icra edilir.

Burada hemen bütün tavırların tezene vuruşlarında ilk başlangıç vuruşlarının üstten aşağıya doğru olması gerektiğini ifade edelim.
4. Azeri Tavrı
Azeri tavrı tezenesinde genellikle alt tel kullanılarak icra edilir. Karşılama ve Silifke tavırlarına benzemesine karşılık, vuruşların süratleri açısından farklılık gösterir. Karşılama mızrabında ilk vuruş üst ve orta tellerin taranmasından sonra, tezene alt telde hareketini tamamlar. Azeri tezenesinde ise bu çalış yalnızca alt telde gerçekleştirilir.

5. Sürmeli Tavrı (Yozgat Tavrı)
Sürmeli tavrının en önemli özelliği, okuyucuların hançereleri ile çıkardıkları seslerin bağlamaya yansımasıdır. Bu da bağlamada ancak tirillerle mümkündür. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bağlamada tirilleri çarpma ile yapamayan bazı saz sanatçıları, bu işi kıstırma hareketi ile yapmaktadırlar. Tiril yapmak, bir notanın önündeki veya arkasında ki seslere çok hızlı şekilde çarpma yapmak demektir. Tabii çarpma alınacak ses o ezginin tonal yapısı ile doğru orantılıdır. Türkülerin notaları yazılırken bazı sürmeli tavrının işlenmesi gereken yerlerde (tr) işareti ile bu tavrın uygulanması gerektiği anlatılmak istenilmiştir.

6. Kayseri Tavrı
Kayseri tavrı, sürmeli tezenesi ile birlikte bazı seslerden önce genellikle 32'lik seslerle beraber, sağ elin bağlama göğsü üzerinde bir daire çizilmesi ile uygulanır. Bazı nota cümleleri tirilli, bazı notalar esli çalınarak oluşturulan Kayseri tavrının en önemli özelliği, esli notalarda tezenenin bir daire çizerek bu işlemi görmesidir.

7. Karadeniz ve Rumeli Tavrı
Bu iki yörenin tezene vuruşları duyum ve gösterim olarak aynıdır. Fakat yörelere ait türkülerin farklı duyumları olduğundan aynı tezene vuruşlarına sahip olmaların karşılık değişik isimle adlandırılmışlardır.

Bunlardan farklı olarak Trakya yöresinde bilhassa türkülerin kalış yerlerinde bir çeşit istirahat duygusu veren bir tezene şekli daha vardır.

Bazen Kayseri tavrında olduğu gibi ilk tezeneden sonraki vuruş esli olarak da çalınabilir. Fakat daire gösterimi yoktur.

8. Aşıklama Tavrı
Aşıklama tavrının en önemli özelliği tezenenin aşağıdan yukarı doğru bütün telleri tarayarak çıkmasıdır.

9. Karşılama Tavrı
Aşıklama tezenesinin tam tersi olarak karşılama tezenesinde ilk vuruş yukarıdan aşağıya bütün telleri tarayarak çalınmasıdır. Bazen bu tarama yerine yalnızca üst tele vurularak veya es alınarak da çalınabilir.

10. Ankara Tavrı, Fidayda Tavrı
Adını Fidayda türküsünden alan bu tavrın en önemli özelliği karar sesinin çokça duyurulmak istenmesidir. Bazen bu ses yerine bir es de eklenebilir. Daha sonra gelen tezeneler ise çalınacak nota ile tekrar karar sesinin duyurulması şeklindedir.

11. Teke Tavrı
Teke tavrının en önemli özelliği aksayan üçlü kümesinin alttan üste doğru başlamasıdır.

Görüleceği gibi bugün kullanılmakta olan tavırlar kullanıldıkları yörenin ismi veya yörede söylenilen bir türkünün adı ile anılmaktadırlar. (Fidayda Tavrı gibi) Yukarıda da belirtildiği gibi tavırlar arasındaki fark duyumsal olmasından ziyade görseldir. Bu tavırsal farklılıklar da halk müziğimizin en önemli zenginliklerinden birisini oluşturmaktadır. Tavırların uygulanışı esnasındaki diğer önemli bir konu da çalınacak tavra uygun düzendir. Bağlamanın düzeni çalınacak tavrın özelliklerini gösteremeyecek yapıda ise, atılacak tavrın hiçbir önemi yoktur. Örneğin; Ankara tavrının uygulanabilmesi için gerekli en iyi düzen Fidayda düzenidir. Türkülerin çalımında iyi bir icra yapılabilmesi için bağlama üzerindeki düzenlerin ve yöresel tavırların çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Fakat, bağlama öğreniminin ilk aşaması türkü öğrenimi olmadığı için bu bilgiler yeri geldikçe verilmelidir.

Gazi Erdener KAYA, Bağlama Eğitimi-1995.


Arif Sağ
Nida Tüfekçi
Ali Ekber Çiçek
Neşet Ertaş
Talip Özkan
Mehmet Erenler
Özay Gönlüm
Çoşkun Güla
Okan Murat Öztürk
Erdal Erzincan
Fethiyeli Ramazan Güngör
Erol Parlak
Erkan Oğur


Bağlamada Düzenler

Türklerin en yaygın sazı olan bağlama, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde, çok değişik akortlarla yani düzenlerle çalınmaktadır. Zaten bağlama ailesinde ''düzen'' sözcüğü, tellerin akort edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Çok bilinen ve yaygın olan kara düzenin (bozuk düzen) yanı sıra son yıllarda yaygınlaşan ''bağlama düzeni'' en çok bilinen ve kullanılan iki düzendir. Bunların dışında, çeşitli yörelerde, çeşitli adlandırmalarla pek çok düzen vardır. Bugüne kadar tespit edilen başlıca on dokuz düzen aşağıda belirtilmiştir.

Tablodan görüleceği gibi, bağlamadaki üç grup (alt-orta-üst) telin değişik seslere çekilmesi ile kullanılmaktadır. Çok bilinen ve yaygın olan kara düzenin (bozuk düzen) yanı sıra son yıllarda yaygınlaşan ''bağlama düzeni'' en çok bilinen ve kullanılan iki düzendir. Bunların dışında, çeşitli yörelerde, çeşitli adlandırmalarla pek çok düzen vardır. Bugüne kadar tespit edilen başlıca on dokuz düzen aşağıda belirtilmiştir. Tablodan görüleceği gibi, bağlamadaki üç grup (alt-orta-üst) telin değişik seslere çekilmesi ile değişik düzenler ortaya çıkmaktadır. On dokuz düzenin hepsinde alt teller ''La'' sesi kabul edilip, diğer teller buna göre belirlenmektedir.


Seslerinin Adı ve Yeri -Alt-Teller Orta-Teller Üst-Teller Karar Sesleri
ABDAL DÜZENİ -LA -LA -SOL -LA
ACEMAŞİRAN DÜZENİ LA LA FA FA
BAĞLAMA DÜZENİ LA RE Mİ Mİ
BOZUK(KARA) DÜZEN LA RE SOL LA
ÇARGAH DÜZENİ LA RE SOL Sİ
EVİÇ DÜZENİ LA Sİ SOL Sİ
HÜSEYNİ DÜZENİ LA LA Mİ LA
HÜZZAM DÜZENİ LA LA FA# FA#
KAYSERİ DÜZENİ LA Mİ LA LA
KÜTAHYA DÜZENİ LA RE RE RE
MİSKET DÜZENİ LA RE FA# FA#
MÜSTEZAT DÜZENİ LA RE FA FA
RAST DÜZENİ LA DO SOL DO
SABAHİ DÜZENİ LA DO LA LA
SEGAH DÜZENİ LA RE Sİ Sİ
ŞUR DÜZENİ LA Mİ Sİ LA
ÜMMİ DÜZENİ LA LA RE LA
YEKSANİ(IRIZVA) DÜZENİ LA RE LA LA
ZİRGÜLE DÜZENİ LA FA SOL SOL


1-Meydan Sazı
110 Frekanslı LA sesine akort edilir.

Tekne boyu 52,5 cm
Tekne eni ve derinliği 31,5 cm
Sap boyu 70 cm
Tel boyu 112 cm



3-Bağlama
220 Frekanslı LA sesine akort edilir.

Tekne boyu 41,5 cm
Tekne eni ve derinliği 24,9 cm
Sap boyu 55 cm
Tel boyu 88 cm



5-Bağlama curası
440 Frekanslı LA sesine akort edilir.

Tekne boyu 26,5 cm
Tekne eni ve derinliği 15 cm
Sap boyu 36 cm
Tel boyu 58 cm 2-Divan Sazı
146 Frekanslı RE sesine akort edilir.

Tekne boyu 49 cm
Tekne eni ve derinliği 29,4 cm
Sap boyu 65 cm
Tel boyu 1 04 cm



4-Tanbura
293 Frekanslı RE sesine akort edilir.

Tekne boyu 38 cm
Tekne eni ve derinliği 22,8 cm
Sap boyu 50 cm
Tel boyu 80 cm



6. Tanbura Curası
586 Frekanslı RE sesine akort edilir.

Tekne boyu 22,5 cm
Tekne eni ve derinliği 13,5 cm
Sap boyu 30 cm
Tel boyu 48 cm

1.GERİLİM

Gerilim ansiklopedik olarak iki şekilde açıklanmıştır;
1- Çekme kuvvetiyle karşılaşmış bir öğenin durumu.
2- Bir cisme uygulanan çekme kuvvetlerinin miktarı ve özellikle bu kuvvetlerin dik bileşeni.

Bağlamalarda gerilim; tellerin sap üzerine uygulamış olduğu çekme kuvvetidir. Bağlamanın orta eşiğinden, üst eşiğine kadar olan mesafe göz önünde bulundurularak gerilim hesaplanacaktır. Yani başka bir deyişle, telin iki eşik arasında yükselen bölümü göz önünde bulundurulmalıdır.

Gerilimin hesaplanması için tel boyu, telin özgül ağırlığı, telin kalınlığı ve telin frekansının bilinmesi gerekmektedir. Bütün bu değerler tespit edildikten sonra, telin özgül ağırlığı, tel frekansının karesi, tel boyunun karesi ve tel çapının karesi ''pi" sayısı ile çarpılmalıdır. Burada elde edilen sonuç ''dyn" cinsinden çıkacaktır. Bir "dyn" 981 grama eşit olduğundan (1 Dyn = 981gr.), çıkan sonuç 981'e bölünmelidir. Böylece bir tele uygulanan gerilim kuvveti kilogram cinsinden bulunacaktır. Bu işlem tüm teller üzerinde tek tek yapılacak ve çıkan sonuçlar toplanarak sazın toplam gerilimi elde edilecektir.

1 .1. Gerilim Formülü İle İlgili Simgeler

λ : Lamda = Dalga boyu cm
f : Frekans = Sesin saniyedeki titreşim sayısı 1/sn
σ : Sigma = Birim alana gelen kuvvet
A : Telin kesit alanı m2 (cm2)
p : Ro = T elin özgül ağırlığı kg/m3 (gr/cm3)
V : Hız (Sesin hızı bazı yerlerde ''C'' harfi ile gösterilir.)
L : Uzunluk m (cm)
Л : pi = 3,141
R : Çap m (cm)

1.2. Çalgılarda Kullanılan Tellerin Özgül Ağırlıkları

Kanun, Ud, Gitar ve Harp'ta kullanılan naylon (Mesina) tellerin özgül ağırlığı.
p= 0,995 gr/cm3 ~= 1 gr/cm3

Bağlamalar için üzeri bakır sargılı çelik tellerin (Bam teli) özgül ağırlığı.
p= 7,2 gr/cm3

Ud ve Gitar için üzeri bakır sargılı ipek veya naylon tellerin özgül ağırlığı.
p= 4,75 gr/cm3

Piyano, Tanbur ve bağlama için çelik ve demir tellerin özgül ağırlığı.
Çelik teller; p = 7 gr/cm3 Demir teller; p = 7, 78 gr/cm3

Yaylı sazlar için çelik üzerine çelik sargılı tellerin özgül ağırlığı.
P = 6,34 gr/cm3

Tanburlar için sarı tellerin özgül ağırlığı.
Pirinç teller; p = 8 gr/cm3 Bakır teller; p = 8,831 gr/cm3
Çinko teller ; p = 7,13 gr/cm3


1.3. Gerilim Formülünün Çıkarılışı

f= V/λ , λ=2L => f= V/2L V=√σ/p

σ= F/A = Teli geren kuvvet/telin kesiti

V= √F/A*p , f= √F/A*p/2L haline dönüşür.

A= Л*r2 = Л*(R/2 )2 = ЛR2/4

F= Л*p*f2*L2*R2/981 dyn olarak çıkar. Bunu gr. cinsine çevirmek için 981'e böleriz.

F= 3,141*p*f2*L2*R2/981

F= 0,0032*p*f2*L2*R2 Gerilim hesapları bu formülle yapılacaktır.



2. BAĞLAMADA GERİLİMLER

2.1. Meydan Sazı
Denge ve Oranlar :
Form boyu :52,5 cm
Form eni ve derinliği : 31,5 cm
Sap boyu : 70 cm
Tel boyu : 112 cm

Tel Kalınlıkları ve Akordu :
Çelik tel - Bam teli Çelik tel - Bam teli
Alt tel : (0,035 cm - 0,060 cm) : LA 110f - 55f
Orta tel : (0,025 cm - 0,040 cm) : RE 73f - 37f
Üst tel : (0,035 cm - 0,060 cm) : SOL 98f - 49f

F= 0,0032*p*f2*L2*R2
F= 0,0032*7*12100*12544*0,001225
F= 4,165 kg Alt çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*5329*12544*0,000625
F= 9,358 kg Orta çelik tel (1 adet)
F= 0,0032*7*9604*12544*0,001225
F= 3,306 kg Üst çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7,2*3025*12544*0,0036
F= 3,147 kg Alt bam tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*1369*12544*0,0016
F= 6,330 kg Orta bam tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*2401*12544*0,0036
F= 2,498 kg Üst bam tel (1 adet)
F= 4,165*2+3,147+3,743+2,464+3,306*2+2,498
F= 8,330+3,147+9,358+6,330+6,612+2,498= 36,275 kg


2.2. Divan Sazı
Denge ve Oranlar :
Form boyu : 49 cm
Form eni ve derinliği : 29,4 cm
Sap boyu : 65 cm
Tel boyu : 104 cm

Tel Kalınlıkları ve Akordu :
Çelik tel - Bam teli Çelik tel - Bam teli
Alt tel : (0,030 cm -0,060 cm) : RE 146 f - 73 f
Orta tel : (0,050 cm) : SOL 98 f
Üst tel : (0,030 cm -0,060 cm) : DO 130 f - 65 f

F= 0,0032*p*f2*L2*R2
F= 0,0032*7*21316*10816*0,0009
F= 4,647 kg Alt çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*9604*10816*0,0025
F= 5,817 kg Orta çelik tel (2 adet)
F= 0,0032*7*16900*10816*0,0009
F= 3,685 kg Üst çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7,2*5329*10816*0,0036
F= 4,780 kg Alt bam tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*4225*10816*0,0036
F= 3,790 kg Üst bam tel (1 adet)
F= 4,647*2+4,780+5,817*2+3,685*2+3,790
F= 9,294+4,780+11,634+7,370+3,790= 36,868 kg


2.3. Bağlama
Denge ve Oranlar :
Form boyu : 41 ,5 cm
Form eni ve derinliği : 24,9 cm
Sap boyu : 55 cm
Tel boyu : 88 cm

Tel Kalınlıkları ve Akordu :
Çelik tel - Bam teli Çelik tel - Bam teli
Alt tel : (0,025cm-0,040cm) : LA 220f -110f
Orta tel : (0,035cm) : RE 146f
Üst tel : (0,025 cm -0,050 cm) : SOL 195f - 98 f

F= 0,0032*p*f2*L2*R2
F= 0,0032*7*48400*7744*0,000625
F= 5,247 kg Alt çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*21316*7744*0,001225
F= 4,529 kg Orta çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*38025*7744*0,000625
F= 4,122 kg Üst çelik tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*12100*7744*0,0016
F= 3,454 kg Alt bam tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*9604*7744*0,0025
F= 4,283 kg Üst bam tel (1 adet)
F= 5,247*2+3,454+4,529*2+4,122+4,283
F= 10,494+3,454+9,058+4,112+4,183 = 31,411 kg


2.4. Tanbura
Denge ve Oranlar :
Form boyu : 38 cm
Form eni ve derinliği : 22, 8 cm
Sap boyu : 50 cm
Tel boyu : 80 cm

Tel Kalınlıkları ve Akordu :
Çelik tel - Bam teli Çelik tel - Bam teli
Alt tel : (0,020 cm - 0,030 cm) : RE 293f - 146f
Orta tel : (0,030 cm ) : SOL 195f
Üst tel : (0,020 cm - 0,040 cm) : DO 260f - 130f

F= 0,0032*p*f2*L2*R2
F= 0,0032*7*85849*6400*0,0004
F= 4,922 kg Alt çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*38025*6400*0,0009
F= 4,906 kg Orta çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*67600*6400*0,0004
F= 3,876 kg Üst çelik tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*21316*6400*0,0009
F= 2,828 kg Alt bam tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*16900*6400*0,0016
F= 3,987 kg Üst bam tel (1 adet)
F= 4,922*2+2,828+4,906*2+3,876+3,987
F= 9,844+2,828+9,812+3,876+3,987 = 30,347 kg


2.5. Bağlama Curası
Denge ve Oranlar :
Form boyu : 26,5 cm
Form eni ve derinliği : 15 cm
Sap boyu : 36 cm
Tel boyu : 58 cm

Tel Kalınlıkları ve Akordu :
Çelik tel - Bam teli Çelik tel -Bam teli
Alt tel : (0,015 cm) : LA 440f
Orta tel : (0,025 cm) : RE 293f
Üst tel : (0,015 cm - 0,030 cm) : SOL 391f - 195f


F= 0,0032*p*f2*L2*R2
F= 0,0032*7*193600*3364*0,000225
F= 3,282 kg Alt çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*85849*3364*0,000625
F= 4,043 kg Orta çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*152881*3364*0,000225
F= 2,592 kg Üst çelik tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*38025*3364*0,0009
F= 2,652 kg Üst bam tel (1 adet)
F= 3,282*2+4,043*2+2,592+2,652
F= 6,564+8,086+2,592+2,652 = 19,894 kg


2.6. Tanbura Curası
Denge ve Oranlar :
Form boyu : 22,5 cm
Form eni ve derinliği : 13,5 cm
Sap boyu : 30 cm
T el boyu : 48 cm

Tel Kalınlıkları ve Akordu :
Çelik tel - Bam teli Çelik tel- Bam teli
Alt tel : (0,015 cm) : RE 586f
Orta tel : (0,025 cm ) : SOL 391f
Üst tel : (0,015 cm - 0,030 cm) : DO 521f - 260f

F= 0,0032*p*f2*L2*R2
F= 0,0032*7*343396*2304*0,000225
F= 3,987 kg Alt çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*152881*2304*0,000625
F= 4,931 kg Orta çelik teller (2 adet)
F= 0,0032*7*271441*2304*0,000225
F= 3,152 kg Üst çelik tel (1 adet)
F= 0,0032*7,2*67600*2304*0,0009
F= 3,229 kg Üst bam tel (1 adet)
F= 3,987*2+4,931*2+3,152+3,229
F= 7,974+9,862+3,152+3,229 = 24,217 kg




3. BASINÇ

Bir yüzeye dik ve düzgün olarak etkiyen kuvvet yeğinliğinin, bu yüzeyin alanına oranı.
Bağlamalarda basınç; tellerin meydana getirdiği gerilimin, eşiğe binmek suretiyle göğüse yapmış olduğu basınçtır. Teller eğer eşik üzerinden geçmese idi, sadece gerilim olacak, basınç olmayacaktı. Basınç değimi genel olarak yüzeysel anlamda bilinen bir birimdir.

Bağlamada ve diğer enstrümanlarda ise basınç yüzeysel değil bölgeseldir. Gerilimden dolayı tellerin eşiğe ve dolayısıyla eşik bölgesine yapmış oldukları bir basınçtır. Hatta kenara doğru gittikçe sıfıra dahi düşebilir, buna moment kuvveti de denilebilir.
Bağlamanın basıncını hesaplamak için toplam gerilim eşik yüksekliği ile çarpılmalıdır. Bu suretle o bölgeye yapılmış olan basınç bulunacaktır. Bağlamalarda standart yapıma ne kadar dikkat edilirse edilsin eşik yüksekliklerini de farklılıklar görülmüştür. Burada yapılacak olan basınç hesapları, olması gereken eşik yüksekliklerine göre hesaplanacaktır.

P = Basınç Kg/cm2
F = Kuvvet (Gerilim kuvveti) Kg.
L = Uzunluk (Eşik yüksekliği) cm.

P= F*L Basınç hesaplan bu formülle yapılacaktır.



4. BAĞLAMADA BASINÇLAR

4.1. Meydan Sazı
Sazın gerilimi F = 36,275 kg.
Eşik yüksekliği L = 9 mm. (0,9 cm)
P = F*L
P = 36,275* 0,9 = 3,264 kg/cm2

4.2. Divan Sazı
Sazın gerilimi F = 36,868 kg.
Eşik yüksekliği L = 7 mm. (0,7 cm)
P = F*L
P = 36,868*0,7 = 2,580 kg/cm2

4.3. Bağlama
Sazın gerilimi F= 31,411 kg.
Eşik yüksekliği L= 6 mm. (0,6 cm)
P=F*L
P= 31,411*0,6= 1,884 kg/cm2

4.4. Tanbura
Sazın gerilimi F = 30,347 kg.
Eşik yüksekliği L = 5 mm. (0,5 cm)
P= F*L
P= 30,347*0,5= 1,517 kg/cm2

4.5. Bağlama Curası
Sazın gerilimi F= 19,894 kg.
Eşik yüksekliği L= 5 mm. (0,5 cm)
P= F*L
P= 19,894*0,5= 0,994 kg/cm2

4.6. Tanbura Curası
Sazın gerilimi F= 20,667 kg.
Eşik yüksekliği L= 4 mm. (0,4 cm)
P= F*L
P = 20,667*0,4= 0,826 kg/cm2


 
Etiket:
Bağlama Hakkında herşey 

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(2 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
Bağlama Hakkında herşey

Bağlama Hakkında herşey »Bağlama, Türk Halk Müziğinde yaygın telli bir sazdır. Yörelere ve boyutlarına göre değişik isimlerle tanınmaktadır: kopuz, cura, saz, çöğür, dombra,