çalınan taç özeti

çalınan taç özeti »Çalınan Taç (Prens ile Dilenci) hikâyesi 16. yüzyılda, bir sonbahar günü, İngiltere'nin Londra kentinde başlar. Sefil mi sefil buz gibi bir evde...

çalınan taç özeti

Çalınan Taç (Prens ile Dilenci) hikâyesi 16. yüzyılda, bir sonbahar günü, İngiltere'nin Londra kentinde başlar. Sefil mi sefil buz gibi bir evde fakir bir ailenin istenmeyen çocuğu Tom Canty dünyaya gelir. Onunla aynı anda İngiltere'nin en zengin ailesinin de bir çocuğu olur. Ülkede herkesin aylardır heyecanla beklediği ve bir gün kral olarak taç giyip tahta çıkacak olan Edward Tudor'dur bu çocuk. Zavallı Tom her gün açlıkla savaşıp dilenmesi için sokaklara salınırken, Galler'in genç prensi Edward görevleri yalnızca kendisini soyup giydirmek olan bir hizmetkâr ordusuyla yaşamaktadır. Günün birinde bu iki çocuk karşılaşır. Çocuklar sırf eğlence olsun diye giysilerini değiş tokuş ederler ve heyecanlı bir macera başlar.Çalınan Taç (Prens ile Dilenci) Mark Twain'in çocuklar için yazdığı tek romandır. Ancak bu sözlerden çocuksu bir dille yazıldığı ya da yalnızca çocuklara göre yazılmış bir eser olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Tam tersine bu roman pek çok alanda çığır açmış bir eserdir.

Çalınan taç özeti uzun

Linkback: http://www.buyuknet.com/calinan-tac-ozeti-t44053.0.html

Çalınan taç özeti uzun

Taç Mark TWAIN Kitap Özeti:
Kitabın Adı: Çalınan Taç
Kitabın Yazarı:Mark TWAIN

Kitabın Özeti:

16.Yüzyılın bir sonbahar günü İngiltere’nin Londra Kentinde 2 çocuk aynı anda doğdu.Bu çocuklardan birisi çok sefil olan Canty ailesinin çocuğudur. Canty ailesi çok fakirdir ve durumlarını dilencilik,hırsızlık yaparak geçirirler. Karınları doyuracak ekmeği bile zor buldukları için yeni doğan çocuğu başlarına bir bela olarak görüyorlardı.

Çocuğun ismini Tom koymuşlardı. Bu dilenci çocuğun haricinde bir çocuk daha olmuştu İngiltere’nin Londra Kentin de hem de aynı zamanda doğmuşlardı.Bu çocuk İngiltere Kralının çocuğuymuş. Aynı zamanda sadece kral ve ailesi değil tüm İngiltere bu doğacak olan çocuğu bekliyormuş.Bu çocuk Edward Tudor’du. Zavallı Tom her gün dilenmek zorunda kalıyormuş fakat dilenmeyi hiç ama hiç sevmiyormuş. Babası tam bir canavar babasının annesi ise tam bir cadıymış. Babası her akşam aile bireylerini toplar getirdiklerini sayarmış annesiyle birlikte. Eğer topladıkları veya çaldıkları eşyaların ve paraların sayısı az olursa annesiyle birlikte ölene kadar döverlermiş aile bireylerini. Tom dilenciliğin ve hırsızlığın kendisine göre olmadığını düşünerek dilenmezmiş. Bu yüzden her akşam babası ve annesi Tom’u ölene kadar döverlermiş.

(Annesi Dediğim Tomun Annesi Değil Canavar Babanın Annesi )Tomların kirada oturduğu evin üstünde bir tane rahip yaşıyormuş.Rahip ara sıra Tom’a ve kız kardeşlerine yanlış yolda olduklarını onlara ders dil öretebileceğini bu işleri bırakmasını söylermiş.Ama kızlar babasından korktukları için rahibi dinlemezlermiş.Tom rahibi dinlemiş ve boş olduğu zamanlar gizlice rahibin yanına gitmiş ve rahip Tom’a ders vermeye başlamış.Tom bu gidişle yabancı dillerin bazılarını hafiften öğrenmeye başlamış ve Rahiple araları çok iyi olmuş.Tom dilencilik yapmaya çıkıyorum diye rahibin yanına gidermiş hep.Ama her akşam babası Tomu eve para getirmediği için dövermiş gün geçtikce Tom dahada zayıflıyormuş.Annesi ve kız kardeşleri bu duruma çok üzülüyormuş ama Tom’u korumaya kalkarlarsa Babası onları daha da felaket dövüyormuş.Gelelim Kral’ın oğlu Edward Tudor’a. Edward’ın yaşamı sıradan ama çok güzel zaman geçiriyormuş.Edward’ın tek yaptığı sabah kalkmak hizmetçilerinin üstünü giydirmesi kahvaltı etmesi sonra hocalarından tüm yabancı dillerin derslerini alması ve benzeri şeylermiş. Edward hep dışarıda o dilenci olan çocuklarla oynamayı hayal kurarmış çünkü dilenciler ama çok fazla eğleniyorlarmış derede yüzme,gezme, birbirlerini ıslatma gibi şeylerle çok eğleniyorlarmış. Bir gün Tom sokaklarda boş boş dolanırken sarayın önüne varmış buranın neresi olduğunu anlamaya çalışırken saray olduğunu anlamış. Bu arada Tom hep krallarla ilgili kitaplar okurmuş ve kralların huyunu yaptığı davranışları az çok öğrenmiş. Tom sokakta dilenci arkadaşlarına kölesi gibi davranırmış ben kralım deyip oyun oynarlarmış.Tom cidden bir kral gibiymiş. Tom’un en büyük hayali bir prens olmakmış…

 Tom saraya yaklaşmış bir grup insan prensimizi görmek isteriz diye ordan bağırıyorlarmış. Tom yaklaşmış saraya nöbetçiler Tomu görünce Toma vurup elini kanatmışlar ve dilenci parçasına bakın prensimizi görmeye gelmiş deyip alay etmişler. Tom çok sinirlermiş ama elden bir şey gelmez ordan uzaklaşıcağı sırada prens bu olanları görmüş ve koşarak gelmiş nöbetçiye seni babama şikayet edip astıracağım demiş ve Tom’u saraya almış.Tomla tanışmışlar ve birbirlerine hayatlarını anlatmışlar.Tom prens olmayı istediği en büyük şey olduğunu söylemiş. Prens Tom’un hayatlarını çok beğenmiş arkadaşlarıyla geçirdiği zamanları yani.Prens demiş ki gel kıyafetlerimi değişelim 1 günlüğüne demiş.Tom buna çok sevinmiş değişmişler hemen kıyafetlerini.Prens Tom’un elindeki yarayı görmüş bunu o nöbetçi mi yaptı demiş ve hemen dışarıya fırlamış (Kıyafetleri değişik durumda şu anda ) ve nöbetçiye sen nasıl olurda halkıma zarar verirsin demiş.Nöbetçi hemen prensi tuttuğu gibi dışarıya atmış bir güzel pataklamış sen kim oluyorsunda beni prense şikayet ediyorsun demiş.Böyle böyle olaylar gelişmiş.Tom sarayda halen boş odada bekliyormuş.Akşam olmuş herkes Dilenciyi arıyormuş sarayda(Yani prens sanıyorlar onu çünkü prens ve dilenci birbirlerinin aynısıymış) Prensi yemek odasında boş beklerken bulmuşlar. Prensim burada ne arıyorsunuz demişler.Tom bir anda korkmuş onu öldürmeye geldiklerini sanmışlar. Tom yalvarmaya filan başlamış tüm saray halkı bunu duymuş dışarıya haber yayılırsa herkes idam edilcek demiş kral.Kral tomu odasına çağırmış noldu benim oğluma demiş.

Tom titrek bakışlarla korkuyormuş ben prens değilim demiş ben dilenciyim demiş ama kral oğlunun hafızasını kaybettiğini sanmış. Tüm adamlarını çağırmış vezirleri filan.Demiş ki oğlum fazla ders çalışımından zekasını yitirdi. Ama ne olursa olsun o benim oğlum ve Kral o olucaktır demiş. Bu yüzden derslere ara verin demiş oğlumu hep eğlendirin gezsin etsin ders yok artık demiş.Tom zorlansada alışmış yavaş yavaş saray halkına ve saray kurallarına.Bizim asıl prens ise yollarda nereye gittiğini bilemez durumdaymış. Prens kısaca kaybolmuş. Bizim Tom’un babası yolda prensi görünce hemen eve götürmüş ve eşek sudan gelinceye kadar dövmüş. Bizim Prens Edward Ben prensim kimse bana vuramaz deyip baş kaldırmış ama kimse olan olayları dinlemiyormuş.Tomun annesi hemen devreye girmiş nolur beyim dövme çocuğu yazıktır demiş.Döve döve çocuğun aklını kaçırttın demiş bugün nolur dövme onu diye yalvarmaya başlamış. Ama baba dinler mi dövmüşte dövmüş. Çocuk en son yorgunluktan bayılmış. Sabaha doğru ev halk uyanmış Prensi uyandırmaya gittiklerinde prens rüya görüyordu ve rüyasında hizmetkarlarım hemen masayı hazırlayın çok açım diyordu. Tom zaten bu aralar böyle davranışlar sergilediği için kimse prensin tom olmadığını aklına getirmiyordu. Böyle böyle zaman akıp gitmiş. Bir gün vahşi baba gene prensi dövüyormuş ve döverken adamın biri dur onu dövme demiş.Bu adam rahipmiş. Vahşi baba rahibe vurmuş ve rahip ölümden zor dönmüş.Bunu duyan askerler direk adamın evine gitmişler vahşi babanın.Baba kaçmış herkes ayrı yerlere dağılmış.Prens kıyının oralara kaçmış direk.

Miles Hendon diye biri prensi görmüş ve kurtarmış onu. Prens ona hayatını anlattığında Miles Hendon prensin aklını yitirdini sanmış ama ona kardeşi gibi bakıcana yemin etmiş. Artık Miles Hendon prens ne derse onu yapar olmuş. Prense kaldığı hotelde yemek yediriyormuş üstünü giydirip çıkarıyormuş Prens git gide prensline inanan birini bulduğunu sanıyormuş fakat Miles Hendon öyle yaparsa Prensin daha erken iyileşebileceğini sanıyormuş.Prens bir gün sabah kaybolmuş.Miles Hendon çılgına dönmüş ve hemen prensi aramaya koyulmuş hancıya sorduğunda hancı sabah birisi gelip de prensi aldı demiş. Miles Hendon bunu yapanın o vahşi babası olduğunu anlamış hemen ve izlerini takip ederek onları yakalamaya çalışmış.Prensi babası kaçırmıştı cidden. Babası prensi kaçırırken geçtikleri yerler çok kalabalıktı prens acaba noluyor diye kulak kabarttı. Meğersek KRAL ÖLMÜŞ ! Prens bunu duyunca yıkıldı ağlamaya başladı vahşi babası noldu diye sorunca kral babam öldü diye söyledi.Adam çocuğa tokat atıp senin baban benim ve ölmedim demiş.Prens kral olmuştu artık.Tom sarayda keyfine diyecek yoktu askerlerinin sayısını kat kat artırmış çünkü askerleri çok seviyormuş.Sonra Tom yabancı dil dersleride alıyormuş ama sarayda İngilterenin mühürü kayıpmış. Bunun yerini gerçek prens bilebilirmiş tek.Hikaye Böyle böyle gitmiş artık.

En sonunda Miles Hendon Prensi saraya götürebilmiş. Prens hemen girmiş kralın odasına ve kral benim demiş. Herkes bu yalancıyı tutuklayın deyip üstüne atılmış ama bizim Tom hemen itiraz edip gerçek prens o onu tutuklayanı astırırım demiş. Herkes ne yapıcağını şaşırmış bir halde bir prense bir de Toma bakıyorlardı. Vezirlerden biri hemen çıkıpta madem gerçek prens söylesin bakalım mühür nerde demiş. Prens düşünmüş düşünmüş nereye koyduğunu hatırlayamamış. Bizim Tom hemen atlamış zorla kafanı demiş beni yemek odasına bırakmıştın çıkarken mühürü görüp almıştın dedi ve Prens hemen bağırdı yerini söyledi.Vezir gitti o yere baktı ve cidden mühür oradaydı. Taç takma töreni yapılamadan yetişmişti Prens Edward. Artık Krallar yerini bulmuştu. Bizim Prens Tom’a hayatını borçluydu eğer o yardım etmezse hayatt’ta Kral olamazdı. Kral herkesin önünde ferman verdi Tom’u Gören Herkes Sokakta Yolda Fark Etmez Onun Önünde Eğilecektir Dedi.Miles Hendon’a ise çok fazla para verdi ve onu yardımcısı olarak yanına aldı.Sonra tüm saray halkının önünde Tom benim bile yerini bilmediğim mühürün yerini sen nasıl oluyor da biliyorsun diye sordu ???
Tom:Şeyy efendim boşverin bence dedi.

Kral Edward: Yok,utanıcak bir şey yok söyle lütfen dedi.

Tom:Sarayda yemek harici dışında hiçbir yiyemiyorduk ve ben bu yüzden gizlice cebime ceviz doldurup onları odamda yiyordum. Yerken şeyyy onları kırmak için Mühürü kulanıyordum dedi. Tüm saray halkı bu sözler üzerine gülmekten koptular.

 
Etiket:
Çalınan Taç Mark Twain Kitap Özeti  Çalınan Taç Kitabının Kısa Özeti  çalınan taç özet  uzun çalınan taç 

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(6 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
çalınan taç özeti

çalınan taç özeti »Çalınan Taç (Prens ile Dilenci) hikâyesi 16. yüzyılda, bir sonbahar günü, İngiltere'nin Londra kentinde başlar. Sefil mi sefil buz gibi bir evde