moonspell

moonspell »moonspell           Moonspell in temelleri 1989 da fernando, ares ve ismi moonspell tarihi içinde pek bir şey ifade etmeyen iki kişi ile birlikte...

moonspell

moonspell
         



Moonspell in temelleri 1989 da fernando, ares ve ismi moonspell tarihi içinde pek bir şey ifade etmeyen iki kişi ile birlikte kurulan morbid god la atıldı o sırada fernando nun davul çaldığı ve ares inde vokal yaptığı archangel adında bir grupları daha vardı fakat müzik olarak çok farklı şeyler icra etmedikleri için archangel kısa sürede dağıtıldı fernado da ares de bütün enerjilerini morbid god da toplamak istiyordu

grup elemanları o sıralarda yaşadıkları küçük şehir brandoa da * kendilerine uygun çalışma ortamı yaratabilemek için fazlaca uğraştılar ve sonunda adına the fever dedikleri bir kayıt yapmayı başardılar kayıdı birkaç ay sonra grubun gitaristi olacak mantus 12 kanallı bir mikser kullanarak yaptı fakat morbid god dakiler ve mantus kayıdı profesyonel bir çalışma olarak değerlendiremedikleri için asla piyasaya sümek istemediler grubun o dönemki felsefesi aceleci olmamak ama yinede çok çalışmaktan ibaretti fernando ya göre bu felsefe moonspell için halen devam etmekte

herşey daha yeni yeni yoluna koyulurken grubun davulcusu * ve gitaristi askere gitmek zorunda kaldı, grup ister istemez çalışmalarını yavaşlattı sessiz geçen bir yılın sonunda morbid god gitaristleri ile ilişkilerini iyice yitirdi ve gitarları mantus çalmaya başadı mantus un gruba dahil olması ile birlikte moonspell tarihinin ilk yayınlanmış kayıdı olan sepent angel için çalışmalara başlandı çok kısa bir süre sonra kayıt piyasadaydı

kayıt bir çok küçük firmanın ilgisini çekmeyı başardı ve morbid god a bir çok ep hatta debut albüm teklifi getirilmesini sağladı fakat fernando ve arkadaşlarının acele etmeye niyetleri yoktu, beklemeye ve ellerinde olan herşeyi tekrar gözden geçirmeye karar verdiler ılk iş olarak davulcu gruptan atıldı ve davuları halen moonspell de çalan mike devraldı ardından ikinci gitarist olarak nisroth alındı ve elbetteki 1992 ekiminde grubun ismi morbid god yerine moonspell oldu çalışmalara yeni kadrosu ile devam eden grup ilk demo için gerekli metaryeli br yıla yakın bir sürede toparladı 1993 de ise anno satane demosu kaydedildi goat on fire, ancient winter goddes ve wolves from the fog adlı üç parçadan oluşan çalışma underground piyasada gayet iyi tepkiler çekti bu tepkiler sonucunda da moonspell fransız firma adipocere ile anlaştı ve bu firmadan efsanevi ep under the moonspell çıktı (1994)

ama under the moonspell epsi çıkmadan önce grubun halletmesi gereken kadro sorunları vardı ılk olarak gruba tanngrisnir lakaplı gitarst katıldı ardından bugün için moonspell in ikinci adamı dediğimiz ve moonspell in sound mimarı olan pedro paixao klavyeci olarak grupta yerini aldı *

under the moonspell grubun ilk gerçek fanlarını kazandığı ve yavaş yavaş underground piyasasından sıyrıldığı çalışmadır * şarkılar güneyli halkların okult, erotik ve karamsar yönlerinin prortekiz ve arap etnik müzikleri ile harmanlandığı kendine has bir black metal besteleriydi tenebrarums ve opus diabolicum gibi şarkılarla grup artık medyanın ve müzik severlerin ilgisini kazanmaya başlıyorlardı

grup bu sıralarda ilk sahne performanslarınada verdi portekizli grup decayed le paylaştıkları sahnelerin haricinde cradle of filth, cannibal corpse ve anathema gibi grupların lisbon konserlerinde alt grup olarak sahne aldı

tüm bu deneyimler sonucunda kısa sürede çok şey öğrenen grup ilk eplerinin kendilerine sunduğu en büyük armağanı geri tepmedi ve century media ile halen süren birlikteliğe ilk imza atıldı artık debut albüm vakti gelmişti ve grubun üzerindeki beklentiler çok fazla idi neyseki moonspell bu beklentileri karşılamak konusunda kararlıydı ve wolfheart için çalışmalara başlandı kimi fanlar için hala grubun en iyi çalışması olan wolfheart o dönem yapılan black metal e karşın oldukça radikal ve güçlü bir albümdü karanlık olmak için illa çığlık çığlığa bağırmak ve grind ritimler atmak gerekmiyordu ve moonspell bunu biliyordu toplam sekiz şarkılık albümde * hiçbir şarkı bir birine benzemiyor ve albüm her şarkıda dinleyiciye farklı bir duygu uyandırabiliyordubu albüm wolfshade ile başlayıp alma mater ile biten soluksuz bir seruvendi *

wolfheart grup için pek çok açıdan iyi bir başlangıç oldu kayıt için almanya ya giden grup o dönemin en populer studyosu olan woodhouse da çalıştı ve kendilerine prodüktör olarak waldemar sorychta eşlik etti albüm çıktıktan hemen sonra morbid angel in domination turunda alt grup olan moonspell (1995) bu turnenin hemen ardından da ıngiltere headliner olarak üç konser verdi

morbid angel turu grup için o dönem başlarına gelen en iyi şey ve en büyük sorundu çünkü tam turne öncesinde iki gitaristte gruptan ayrıldı o günden sonra grup nihayi gitaristi ricardo ya kavuştu ve moonspell bir daha gitarist sorunu yaşamadı tam t yedi haftayı bir karavanda geçiren grup elemanları, yemek yapmaktan araba sürmeye, promosyon çalışmalarından kaset cd satımına kadar her işle kendileri ilgilendi ılk defa almanya fransa ve ıspanya gibi ülkelerde konser veren grup bazı şehirlerde morbid angel dan daha fazla kaset satışı yapmayı başardı * artık alma mater, vampiria ve wolfshade insanların bildiği şarkılar olmuştu ve wolfheart albümü tüm avrupada 50000 satmıştı

1995 ve 1996 yılları arsında birden bire büyüyen grup morbid angel turundan sonra kendi ülkelerinde birkaç konser verip tekrar turneye çıktı bu sefer tiamat ile turlayan grup daha iyi koşullarda konserler vermeye başladı sonraki günlerde kreator ve testament gibi büyük gruplarında katıldığı bir festivalde 7000 kişinin karşısına çıkan grup bu konserdende iyi eleştiriler almayı başardı

ıkinci albüm için zaman gelmişken grup almanyada ki out of the dark festivaline katılan grup crematory, the gathering ve secret discovery gibi gruplarla sahne aldı seyircilerin yeni bestlere tepkisini ölmek için playlist e yeni şarkılarınıda ekleyen grup seyircilerin tepkilerinden oldukça memnun kaldı

ıkinci albüm için gene waldemar sorychta ile çalışan moonspell çok daha olgun ve tarzı oturmuş bir çalışmaya imza atmayı planlıyordu irreligiousun temelleri bu şekilde atılmıştı wolfheart e benzemeyen albüm ayrıca moonspell in geleceğine dair bir ipucu veriyordu bu grup asla kendini tekrar etmeyecekti elbetteki muhteşem bir ilk albümden sonra değişim eleştirileri grubun üzerinde toplamıştı bir kere wolfheart ve under the moonspell deki etnik yapı iyiden iyiye azalmıştı grup artık gothic metal denen türü yeniden icad etmekle meşguldu moonspell aldığı eleştirilere rağmen gene medyadan gayet iyi tepkiler alıp fanlarını oldukça memnun etmeyi başardı hatta irreligious la birlikte moonspell hayranları ikiye bölündü, en güzel albümleri wolfheart diyenler ve en güzel albüm irreligious diyenler *

albüm kayıtlarını bitirir bitirmez (1996) birkaç konsere çıkan grup albümün piyasaya sürülmeden önce ilk video klibini opium a çekti o günlerde kendi konser kadrosunuda oluşturan grup artık sahnede de daha güçlü bir grup olmaya başlamıştı elbetteki güçlü bir sahne iyi bir turne gerektirir, grup sonraki günlerde samael ile birlikte iki ay süren bir avrupa turuna çıktı albüm ise bir çok avrupa ülkesinde en çok satanlar listesine girmeyi başarmıştı

grup için o dönemde başlarına gelen en güzel şey ise gothic rock ın kralları type o negative ile avrupa turuna çıkmak oldu bu tur sayesinde bir çok yerde ve hep büyük sahnelerde konser veren grup sahne performansı konusunda kendisini geliştirdi artık moonspell için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı

1996 yılının sonlarına doğru tüm o yorucu ve muhteşem performanslardan sonra dinlenmeye çekilen moonspell üçüncü albümleri için çalışmalara bir yandan devam etti

fakat moonspell o günlerde en ciddi ayrılığı yaşadı ve gurubun kurucu üyelerinden olan ares gruptan ayrıldı bu ayrılık moonspell le ilgilenen herkezi sarstı çünkü ayrılık sıradan bir el sıkışması ve bir birine şans dilemekten ibaret olmadı frenando durumu açıklarken ares in grubu git gide kendisine aitmiş gibi gördüğünden bahsediyor bizim neredeyse moonspell için hiçbir katkımız yokmuş gibi düşünüyor ve böyle davranıyordu diyor bu doğrultu da yollarımızı ayırdık ve el sıkıştık diyen fernando, ares in sonraki tavırlarından hala çok rahatsız olduğunu kesinlikle saklamıyor en büyük darbe kuşkusuz ares in moonspell in isim hakları ve sin pecado daki besteleri için gruba dava açmasıydı bu dava sadece grubun morali bozmakla kalmadı century media ile olan ilişkileride tehlikeye attı

tüm bu zor günlerin göğüslemeyi başaran grup sin pecado ile sevenlerinin karşısına çıkınca bir şok da moonspell fanları yaşadı sin pecado kesinlikle muhteşem bir olmasına karşın * black metal etkisi gittikçe azalmış, grup tam anlamıyla bir gothic rock grubuna dönüşmüştü neredeyse tüm albümde hiç brutal vokal yoktu ve bu birçok fan için ciddi bir hayal kırıklığıydı bazı fanlar ise sadece elektronik samplerlardan rahatsız olmuştu neyseki handmadegod, abysmo, let children cum to me ve hangmed gibi muhteşem şarkılar sayesinde albüm bir baş yapıt olmayı başarıyordu fakat moonspell black metal dönemlerinden kazandığı fanlarını kaybetmeye niyeti yoktu ışte bu yüzden moonspell kadroya yeni katılan sergio ile birlikte fernando nun black metal projesi deamonarch ı hayata geçirdio dönemlerde konserlerde sık sık deamoarch tan parçalar çalındı

albümün çıkışında sonra verdikleri ilk lisbon konseri sayesinde tüm kötü anıları unutup tekrar hayata döndüklerini düşünen moonspell elamanları ayrıca birde güney amerika turnesine çıkma fırsatı buldu brazilya, arjantin, kolombiya ve meksida konserler veren grup avrupa ya döndükten sonra da therion, darkside ve anathema gibi gruplarla konserlere çıkma fırsatı buldu

1998 de grup için yeni bir albüm için kolları sıvadı röportajlarda sürekli sin pecado ya göre daha sert bir sound dan bahseden moonspell tayfası hayranlarını gittikçe heycanlandırıyordu fakat grubun butterfly fx için amaçladıkları, fanların beklentilerinden oldukça farklıydı

nitekim değişim her zaman iyi etkiler oluşturmayabilir, değişimin kendisi iyi olsa bile moonspell artık bir gothic rock grubu olarak durmuyordu karşımızda!!! evet sound çok güçlüydü, prodüksyon inanılmazdı ama bu insanların tanıdığı moonspell değildi ve bu yüzden butterfly fx içinde barındırdığı can t bee gibi şaheserlere rağmen fanları tarafından kabul görmedi albüm bir çok fan için kabul edilemeyecek kadar elektronikti ayrıca çok yoğun bir rammstein ve marliyn manson etkisi hissediliyordu moonspell fanlarla arasını iyice bozmuştu album sonrası amorphis ve in flames le birlikte kuzey amerika yı turlayan grup her ne kadar birbirinden güzel ve başarılı şovlar sergilesede kötü bir yıl geçiriyordu avrupada da kreator witchery ve novembre ile turlayan grup tüm bu konserlerin sonunda bir çok yeni fan kazanmayı başardı ama hala kayıp çok fazlaydı artık onları geri kazanmak için bir şeyler yapılmalıydı

2001 yılında moonspell karanlık yönüne geri dönmeye karar verdi darkness and hope ile tekrar raflarda yerini almayı planlayan grup hem kendi internet sitelerinde hem de röportajlarda köklere dönüşün sinyallerini veriyordu

kayıtları finlandiyada ki finnvox studios da yapılan darkness and hope ikinci bir wolfheart ya da irreligious olmaktan çok uzaktı ve aslında grup bunu yapmakta istemiyordu moonspell için önemli olan sürekli kendi yenilemek ve bir çok grubun yaptığı hataya düşüp kendini tekrar etmemekti darkness and hope grubu geçmişe götürmekten çok gelecek için yeni bir yol çizen albümdü, gothic metal in kuralları yeniden belirleniyordu albümün piyasaya çıkışının ardından moonspell, bütün yılı tiamat ve flowing tears ile avrupayı turlayarak geçirdi sonrada lacuna coil ile kuzey amerika turnesine çıktı moonspell tekrardan eski fanlarına kavuşmaya başlamıştı ve artık daha karanlık şeyler yapmanın zamanı gelmişti 2003 ün başlarında grup yeni albümleri the antidote için çalışmaya başladıklarını duyurdu

the antidote, sin pecado dan sonra en merakla beklenen moonspell albümü oldu, çünkü grubun nasıl bir ürün vereceğini geçmişinden anlamak oldukça güçtü moonspell hayranlarının merak ilk single in an above man piyasaya çıkınca bir nebze azaldı ve herkez rahatladı karşımızda oldukça sert bir moonspell vardı

the antidote un en büyük kozu ise ön prodüksyon aşamasında grubun waldemar sorychta dan yardım alması ve ricardo nun klavyelerin yanı sıra ikinci gitara el atması oldu * kayıtları darkness and hope da kaydettikleri finnvox studios da yapan grup tüm bu süre zarfı içerisinde birde portekiz yapımı bir korku filmine soundtrack yaptı tarih 2003 un sonlarına gelirkende albüm dinleyicilerin beğenisine sunuldu

evet oldukça karanlık ve sert bir moonspell le karşı karşıyaydık öyleki moonspell ilk defa içinde nerdeyse hiç clean vokal olmayan bir parça yapmıştı, üstelik bu bir köklere dönüşde değildi, yani moonspell hala kendini tekrar etmeden fanlarına ulaşabiliyor ve iyi müzik yapabiliyordu, hatta bazı küçük süprizler bile

the antidote üzerinde müzkal olarak çalışıldığı kadar edebi olarakda çalışılmış bir albümdü grup bu albüm için josé luís peixoto adlı genç bir yazarla çalıştı ve fernandonun yazdığı her şarkı sözü için bir de kısa hikaye yazıldı albümün portekizde kitapla satılırken diğer ülkelerde kitap multimedia olarak cdye dahil oldu the antidote dan sonra cradle of filth, type o negative, opeth, posion black ve lacuna coil gibi gruplarla bir çok ülkede konserler veren grup 16 şubat 2004 de ülkemizide ziyaret edip türk hayranlarının kalbindeki yerini sağlamlaştıran portekizli grup şu sıralar bir dvd hazırlamakla meşgul.
         
         



Linkback: http://www.buyuknet.com/moonspell-t21849.0.html

 
Etiket:

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(2 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
moonspell

moonspell »moonspell           Moonspell in temelleri 1989 da fernando, ares ve ismi moonspell tarihi içinde pek bir şey ifade etmeyen iki kişi ile birlikte