Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları

Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları » Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları İkinci Bölüm I Atlantiğin dibinde upuzun yatıyorum efendim Atlantiğin dibinde dirseğime dayanmış....

Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları


Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları
İkinci Bölüm
I

Atlantiğin dibinde upuzun yatıyorum efendim
Atlantiğin dibinde
dirseğime dayanmış.
Bakıyorum yukarıya:
bir denizaltı gemisi görüyorum
yukarıda çok yukarıda başımın üzerinde
yüzüyor elli metre derinde
balık gibi efendim
zırhının ve suyun içinde balık gibi kapalı ve ketum.
Orası camgöbeği aydınlık.
Orda efendim
orda yeşil yeşil
orda ışıl ışıl
orda yıldız yıldız yanıyor milyonlarla mum.
Orda ey demir çarıklı ruhum
orda tepişmeden çiftleşmeler çığlıksız doğum
orda dünyamızın ilk kımıldanan eti
orda bir hamam tasının mahrem şehveti
mahrem şehveti efendim
gümüş kuşlu bir hamam tasının
ve koynuna ilk girdiğim kadının kızıl saçları.
Orda rengarenk otları köksüz ağaçları
kıvıl kıvıl mahlukları deniz dünyasının
orda hayat tuz iyot
orda başlangıcımız Hacıbaba
orda başlangıcımız
ve orda hain çelik ve sinsi
bir denizaltı gemisi.
400 metroya kadar sızıyor ışık.
Sonra alabildiğine derin
alabildiğine derin karanlık.
Yanlız ara sıra
acayip balıklar geçiyor karanlığın içinde
ışık saçarak.
Sonra onlar da yok.
Artık dibe kadar inen
kat kat kalın sular kati ve mutlak
ve en dipte ben.
Ben upuzun yatıyorum Hacıbaba
upuzun yatıyorum dibinde Atlantiğin
dirseğime dayanmış
bakıyorum yukarlara.
Avrupa Amerika' dan Atlantiğin yüzünde ayrıdır
dibinde değil.
Gazgemileri gidiyor yukarda çok yukarda birbiri peşi sıra.
Omurgalarının altını görüyorum
omurgalarının altını.
Dönüyor keyifili keyifli pervaneleri.
Dümenleri ne tuhaf suyun içinde
İnsanın tutup tutup kıvırası geliyor.
Köpekbalıkları geçti gemilerin altından
karınlarını gördüm
ağızları da orda.
Gemiler şaşırdılar birdenbire
herhalde köpekbalıklarından değil.
Denizaltı gemisi bir torpil attı efendim
bir torpil.
Gemilerin dümenlerine baktım:
telaşlı ve korkaktılar.
Gemilerin omurgalarında imdat arar gibi bir hal vardı
gemiler bir bıçak darbesinden en yumuşak yerini
karnını saklamak isteyen insanlara benziyorlardı.
Denizaltılar birden üç oldular derken altı yedi sekiz.
Gazgemileri düşmana ateş açarak
insanlarını ve yüklerini suya döküp saçarak
batmaya başladılar.
Mazot gaz benzin
tutuştu yüzü denizin.
Bir alev deryasıdır şimdi yukarda akan
yağlı ve yapışkan
bir alev deryası efendim.
Kıpkızıl gömgök kapkara
arzın ilk teşekkülü hengamesinden bir manzara.
Ve denizin yüzüne yakın suyun içi allak bullak.
Köpürüp dağılıp parçalanmalar.
Yukardan dibe doğru inen gazgemisine bak.
Gece uykuda gezenler gibi bir hali var:
lunatik.
Geçti kargaşalığı
girdi deniz dünyasının cennetine.
Fakat durmadan iniyor.
Kayboldu ıslak karanlıkta.
Artık baskıya dayanamaz parçalanır.
ve direği efendim bacası yahut
nerdeyse yanıma düşer.
Yukarda insanla dolu denizin içi.
Bir tortu gibi dibe çöküyorlar
tortu gibi çöküyorlar Hacıbaba.
Baş aşağı baş yukarı
uzanıp kısalıyor bir şeyler aranıyor kolları bacakları.
Ve hiçbir yere hiçbir şeye tutunamadan
onlarda iniyorlar dibe doğru.
Birden bire bir denizaltı düştü yanıbaşıma.
Parçalanmış bir tabut gibi açıldı köprüüstü kaportası
ve Münihli Hans Müller dışarı çıkıverdi.
39 ilkbaharında denizaltıcı olmadan önce
Münihli Hans Müller
Hitler hücum kıtası altıncı tabur
birinci bölük
dördüncü mangada sağdan üçüncü neferdi.
Münihli Hans Müller
üç şey severdi:
1-Altın köpüklü arpa suyu
2-Şarkı Prusya patatesi gibi dolgun ve beyaz etli Anna.
3-Kırmızı lahana.
Münihli Hans Müller için
vazife üçtü:
1-Çakan bir şimşek
gibi mafevke selam vermek.
2-Yemin etmek tabancanın üzerine.
3-Günde asgari üç çıfıt çevirip
sövmek sinsilelerine.
Münihli Hans Müller'in
kafasında yüreğinde dilinde üç korku vardı:
1-Der Führer.
2-Der Führer.
3.Der Führer.
Münihli Hans Müller
sevgisi vazifesi ve korkusuyla
39 ilkbaharına kadar
bahtiyar
yaşıyordu.
Ve Vagneryen bir operada do sesi gibi heybetli
Şarki Prusya patatesi gibi dolgun ve beyaz etli
Anna'nın
tereyağı ve yumurta krizinden şikayet etmesine
şaşıyordu.
Diyordu ki ona:
-Bir düşün Anna
yepyeni bir manevra kayışı takacağım
pırıl pırıl çizmeler giyeceğim ben.
Sen beyaz ve uzun entari giyeceksin
balmumundan çiçekler takacaksın başına.
Tepemizde çatılmış kılıçların altından geçeceğiz.
Ve mutlak
hepsi erkek 12 çocuğumuz olacak.
Bir düşün Anna
tereyağı yumurta yiyeceğiz diye
top tüfek yapmazsak eğer
yarın 12 oğlumuz nasıl muharebe eder?

Münihlinin 12 oğlu muharebe edemediler
çünkü doğamadılar
çünkü henüz efendim Anna'yla zifaf vaki olmadan önce
bizzat harbe girdi Hans Müller.
Ve şimdi 41 sonbaharı sonlarında
dibinde Atlantiğin
benim karşımda durmaktadır.
Seyrek sarı saçları ıslak
kırmızı sivri burnunda esef
ve ince dudaklarının kıyılarında keder.
Yanı başımda durduğu halde
yüzüme çok uzaklardan bakıyor
İnsanın yüzüne nasıl bakarsa ölüler.
Ben biliyoum ki o bir daha görmeyecek Anna'yı
ve artık bir daha arpa suyu içip
yiyemeyecek kırmızı lahanayı.
Ben bütün bunları biliyorum efendim
ama o bütün bunları bilmiyor.
Gözü bir parça yaşlı
silmiyor.
Cebinde parası var
çoğalıp eksilmiyor.
Ve işin tuhafı
artık ne kimseyi öldürebilir
ne de kendisi ölebilir bir daha.
Şimdi şişecek birazdan
yükselecek yukarıya
sular sallayacak onu
ve balıklar yiyecek sivri burnunu.

Ben
Hans Müller'e bakıp Hacıbaba bunları düşünürken

yanımızda peyda oluverdi
Liverpul Limanından Harri Tomson.
Gazgemilerinden birinde serdümendi.
Kaşları ve kirpikleri yanmıştı.
Gözleri sımsıkı kapalıydı.
Şişman ve matruştu.
Bir karısı vardı Tomson'un:
tavan süpürgesi gibi bir kadın
tavan süpürgesi gibi efendim zayıf uzun titiz temiz
ve tavan süpürgesi gibi münasebetsiz.
Bir oğlu vardı Tomson'un:
altı yaşında bir oğlan Hacıbaba
tombul mu tombul pembe beyaz sarı papa mı sarı papa.
Tuttum Tomson'un elinden.
Açmadı gözlerini.
"-Vefat ettiniz" dedim.
"-Evet " dedi "İngiliz imparatorluğu ve hürriyeti için:
Canım isterse harp içinde bile Çörçil'e sövmek hürriyeti
ve canım istemese de aç kalmak hürriyeti uğruna.
Fakat değişecek hürriyette bu son bahis
harpten sonra artık işsiz ve aç kalacak değiliz.
Planı hazırlıyor Lordlarımızdan biri.
Adalet: ihtilalsiz.
Ben İngiliz İmparatorluğu'nu dağıtmaya gelmedim dedi Çörçil.
Ben de ihtilal çıkarmaya gelmedim:
buna Kenterburi başpiskoposu
bizim tredünyonun reisi
ve karım razı değil.
Ay bek yur pardın.
İşte bu kadar
nokta son."
Sustu Tomson.
Ve ağzını açmadı bir daha.
İngilizler fazla konuşmayı sevmezler
hele hümoru seven ölü İngilizler.

Tomson' la Müller'i yanyana yatırdım.
Şiştiler yan yana
yan yana yükseldiler yukarı doğru.
Balıklar Tomson'u afiyetle yediler
fakat dokunmadılar ötekisine
Hans'ın etiyle zehirlenmekten korktular anlaşılan.
Hayvan deyip geçme Hacıbaba
sen de hayvansın ama
akıllı bir hayvan...
[/size][/b][/color][/font]

Linkback: http://www.buyuknet.com/nazim-hikmet-memleketimden-insan-manzaralari-t32207.0.html

 
Etiket:

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(2 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları

Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları » Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları İkinci Bölüm I Atlantiğin dibinde upuzun yatıyorum efendim Atlantiğin dibinde dirseğime dayanmış.