The Saboteur inceleme

The Saboteur inceleme »İkinci Dünya Savaşı oyunlarına bayılırım. Konuya olan ilgimden dolayı -neredeyse- bütün II. D.S oyunlarını bitirmişliğim vardır. Özellikle de The...

The Saboteur inceleme

İkinci Dünya Savaşı oyunlarına bayılırım. Konuya olan ilgimden dolayı -neredeyse- bütün II. D.S oyunlarını bitirmişliğim vardır. Özellikle de The Sabotuer gibi –nispeten- alternatif konuları ve oynayışı ele alan oyunları daha da çok severim. Ayrıca, II.DS’nın en çok ilgilendiğim kısmı Fransız Direnişi olduğu için bu oyun benim için biçilmiş kaftan. İlk açıklandığı ve videosunun yayınlandığı günden bu yana büyük bir ilgil ile takip ediyordum bu oyunu.
The Saboteur’da, Sean Devlin adında, Fransa’daki Nazi işgalini zerre umursamayan bir İrlandalıyı yönetiyoruz. Sean etrafında ölen Fransızlara aldırmadan gününü gün etmektedir. Kadınlarla zaman geçirip, sabahtan akşama kadar sarhoş olmaktadır. Ta ki, yakın arkadaşlarından biri Naziler tarafından öldürülene kadar. Sean’ın sabrı orada son bulur ve dostunun intikamını almak için Fransız Direnişi’ne ve İngiliz Haber Ajansı’na yardım etmeye karar verir.
Naziler gelmiş. Hoş gelmemiş.
The Saboteur’un oyun temeli, “Will to Fight”(Savaşma İsteği) denilen bir sistem üzerine kurulu. Oyun Paris’i bizim önümüze sunuyor. İstediğimizi yapabileceğimiz bu koca şehirde amaç; WtF’ı düşmüş olan bölgeleri cesaretlendirmek. WtF’ı düşük olan bölgelere girdiğimizde oyunun renk paleti tamamı ile değişiyor. Nazi işgali altında olan bu bölgelerde, her yer siyah. Tek görebileceğimiz renk ise, Nazi Subaylarının kollarındaki gamalı haçlı bantlar. Eğer WtF’ı düşük bir bölgedeysek, halk evlerinden çıkmaya cesaret edemiyor. Nazileri gördükleri gibi kaçmaya başlıyorlar. Ama biz Nazilerin o bölgedeki gücünü sarsmaya başladığımızda, halkın da kendine olan güveni artmaya başlıyor ve sokaklarda bizimle kol kol savaşmaya, Nazileri sokaklarından püskürtmeye çalışıyorlar. En sonunda o bölgedeki Nazi hakimiyetine son darbeyi vurduğumuzda ise, renk paleti kendini siyah ve beyazdan, normal düzene bırakıyor bırakıyor.
Eğer oyunun videolarına bir göz atarsanız, oynayışın az çok Assassins Creed’e benzediğini göreceksiniz. Sabotajcı olduğumuz için Nazilerle sıcak çatışmaya girmek yerine, çatılarda gezerek, anahtar askerleri bir bir öldürerek ilerlemek bizim açımızdan daha iyi olacaktır. Düşman hatlarına sızmak için kamufulaj yeteneklerimizi kullanabilir, ya da öldürdüğümüz üst düzey askerlerin üniformalarını giyerek kendimizi gizleyebiliriz.



arkadaslar ben bu oyunun sonunda kadar oynadım eger yardım ıstersenız seve seve yadım ederım tum bolumlerını bıtırdım

iyi oyunlar

Linkback: http://www.buyuknet.com/the-saboteur-inceleme-t22234.0.html

 
Etiket:

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(2 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
The Saboteur inceleme

The Saboteur inceleme »İkinci Dünya Savaşı oyunlarına bayılırım. Konuya olan ilgimden dolayı -neredeyse- bütün II. D.S oyunlarını bitirmişliğim vardır. Özellikle de The