Yarın cok gec olabilir kitap özeti

Yarın cok gec olabilir kitap özeti »Yarın cok gec olabilir kitap özeti           YARIN ÇOK GEÇ OLACAK FIDEL CASTRO Çeviren : Yasar Öztürk Nisan 2002 SUNU 1992...

Yarın cok gec olabilir kitap özeti

Yarın cok gec olabilir kitap özeti
         



YARIN ÇOK GEÇ OLACAK

FIDEL CASTRO

Çeviren : Yasar Öztürk

Nisan 2002





SUNU

1992 Haziraninda Rio de Janeiro'da dünya zirvesinde dünya

liderlerinin bir araya gelmesi küresel sorunlar konusunda kendi

görüslerini sunmak için onlara bir firsatti. 107 hükümet baskani ya

da temsilcisi sirayla konustu.

Dünya medyasinin çogunlugu Küba ve ABD liderlerinin karsilikli

kisisel görüslerini kullanarak zirveyi kaplayan siyasal ve felsefi

açmazi yakaladi. NewYork'un Newsday Gazetesi "Besbelli konusan

devlet baskanlarina en atesli tepki sanayilesmis dünya tarafindan

'kendini düsünmezlik' e bir son verilmesini isteyen Küba Devlet

Baskani Fidel Castro içindi. Tersine Baskan George Bush'a tepki.

Dünyanin geri kalani tarafindan karsi koyulan durumlarin alinmasindan

dolayi özür dilemeyi ret etmesi gibi sadece sert bir övgü ile soguktu"

Bush ona "Rio'ya özür dilemek için gelmedim" derken Castro tüketici

topluluklarina sanayilesmenin, tüketici toplumlarin kendini

düsünmezlik , egemenlik entrikalari, sorumsuzluk ve yalanciligina "

son verilmesini istedi.

Küba lideri Fidel Castro'nun konusmasi - genis biçimde dünya çapinda

kaydedildi G bu kitapla gözler önüne seriliyor. Onu dünya zirvesinin

tüm delegelere dagitilan bir belgenin tam metni izliyor. Castro

tarafindan hazirlanan "Çevrenin dehset verici yok edilisinin

insanogluna korkutucu poz takinikligi insanoglundan -Üçüncü dünya-

sorumlu tutulmayacagini belirten zirveye yaptigi konusmasinda ileri

sürdügü savi genisleten belgedir. Onun yüreklere isleyen güçlere

çagrisi "Uzun bir zaman önce yapmis olmamiz gerekenleri yapmak için

yarin çok geç olabilir" bildirgesi ile bitiyor.

Çevre korumaya karsi kalkinma : ikisi bagdasabilir mi ? Çevrenin yok

olmasi için sorumluluk nereye uzaniyor ? Üçüncü Dünya ve onun büyüyen

nüfusu krizler için sorumlu tutulacak mi ?

Bu belge gezegenimizin kaynaklarini , belki de gezegenimizin

kendisini nasil koruyacagimiz ve kurtaracagimiz konusunda uluslar

arasi tartismalara yararli bir katkidir. Krizin hem nedenleri hem de

çözümleri konusunda tartismaya 'çekinmeden' "Üçüncü Dünya Bakisi"ni

yansitiyor.

Bu kitap Editora Politica of Havana'nin yardimi ile basildi. Kapak

fotografi ve bu bölümdeki fotograflarin bir kaçi Küba'nin en önemli

fotografçisi Osvaldo Salas tarafindan eklendi.

Bölüm I

INSAN SOYU *TEHLIKE ALTINDAKI BIR TÜR

En önemli biyolojik tür -insan soyu- dogal yasam alanlarinin hizli ve

ilerleyen yok olusu yüzünden yok olma riski ile / karsi karsiya /

Biz bu sorunun neredeyse önlemek için çok geç olacagi anda farkina

variyoruz. Tüketim toplumlarinin bu dehset verici çevresel yok

olustan bas sorumlu oldugunu söylemek gerekiyor.

Bir önceki sömürge anakentlerde dogdu. Sirasi ile geri kalmisliga ve

insanligin büyük çogunlugunun felaketi olan güce dönüsen imparatorluk

politikalarinin ürünleridir.

Dünya nüfusunun sadece % 20 si ile tüm metalarin üçte ikisini ,

dünya çapinda üretilen enerjinin dörtte üçünü tüketiyorlar.

Denizleri irmaklari zehirlediler. Havayi kirlettiler. Ozon tabakasini

incelttiler ve deldiler. Atmosferi tika basa bizlerin simdiden

sikintilarini çekmeye basladigimiz felaket etkileri ile iklim

kosullarini degistiren gazlarla doldurdular.

Ormanlar yok oluyor. Çöller yayiliyor. Milyonlarca ton bereketli

toprak her yil denizlere akiyor. Çok sayida türün soyu tükeniyor.

Nüfus baskilari ve güç ayakta kalmak için çok tehlikeli hatta doga

pahasina girisimlere sevk ediyor. Dünün sömürgeleri bugünün adil

olmayan ekonomik düzen tarafindan sömürülen ve yagmalanan bugünün

uluslari tüm bunlarin suçlusu ve kabahatlisi olamaz.

Çözüm buna en çok gereksinimi olanlarin gelismesinin önüne geçmek

olamaz. Çünkü bugün geri kalmislik ve güce katkida bulunan her sey

gün gibi ortada ve çevreye büyük tecavüz demektir.

Bunun sonucu olarak Üçüncü Dünya' da her yil her iki Dünya

savasindakinden daha fazla on milyonlarca erkek , kadin, ve çocuk

ölüyor.

Esitsiz ticaret, korumacilik ve dis borç , ekonomik dengeye

acimasizca saldiriyor ve çevre yikimina ön ayak oluyor. Eger biz

insanligi bu intihardan korumak istiyorsak bolluk )servet= ve elde

edilebilir (ise yarar) teknolojiler gezegenin her tarafina daha iyi

dagitilmalidir. Birkaç ülkede daha az lüks ve daha az atik , dünyanin

pek çogunda daha az güç ve açlik demektir.

Çevreyi yok eden yasam biçimleri ve tüketici geleneklerin Üçüncü

Dünya 'ya aktarilmasi durdurulmali. Gerçekçi insan yasami

olusturulmali daha dürüst uluslar arasi ekonomik düzen seçilmeli.

Bilim kirletmeyen sürdürülebilir kalkinmayi basarmak için

kullanilmali . Dis borçlarin yerine ekolojik borçlar ödenmeli

Insanligin degil açligin kökü kurutulmali.

Simdi varsayilan komünizm tehlikesi ortadan kayboldu ve soguk

savaslara girmek için ya da silahlanma yarisi ve askeri harcamalari

sürdürmek için daha fazla bahane yok. Üçüncü Dünya 'nin kalkinmasi

yükseltilerek ; gezegenimizi tehdit eden ekolojik yikimla savasmak

için bu kaynaklarin gidisi neden önlenmiyor?

Bencillik yeter. Egemenlik entrikalari yeter. Hirsizlik, sorumsuzluk,

aldatmaca yeter. Yarin uzun zaman önce yapmamiz gerekeni yapmak için

geç olabilir .

BÖLÜM II

ÇEVRESEL KRIZ VE ÜÇÜNCÜ DÜNYA

Bu toplanti ve insanligi korumak için etkili önlemler konusunda karar

vermek için acil olarak yapilmasi gerekenlerin ve geri kalanlarin

saglanmasinin anlami ve önemi, Çevre ve Kalkinma konusundaki bu

konferansa katilmak için verilen yanitta , buraya Rio de Janerio'ya

gelen hiç birimiz için bosa gitmedi,

Hizlanan ve artan çevrenin bozulmasi belki en ciddi uzun süreli

tehlike ile tüm insan türü ve özellikle hala Üçüncü Dünya olarak

adlandirilan /kesim/ karsi karsiya. Nükleer yikimin riski her zaman

ve simdi üst üste bu insanligin tümünün yüz yüze oldugu en berbat

tehlike. Azgelismis ülkeler için , Üçüncü Dünyadaki insanlarin

yüzmilyonlarcasinin yasam kosullarini kötülestiren etkenlerden

biridir.

Insanligin sahip oldugu tarihte hiç bir zaman böylesine tüm gezegen

yasamina karsi yayginlasmis ve yikici tecavüz olmadi. Azgelismis

dünyada güç ve azgelismislik bugün dogal çevre üzerine yüklenen ,

çogalan basiklarin ana etkenleridir. Finansal ve teknik kaynaklarin

eksikligi, yetersiz tarimsal yöntemler, tarimsal ve otlak alanlarin

haddinden fazla sömürülmesi , tümü çevre üzerinde tehlikeli

etkilerini biriktiriyor. Ayrica en büyük olabilecek kâr payini elde

etmek için didinen dogal kaynaklar üzerindeki kapitalist sömürü ve

sanayilesme kapasiteleri atmosferde bozulma ve kirlenmenin yeni

biçimlerini ekliyor ve bozulmanin agir payini katliyor. Gelismis

dünyada gerçekdisi tüketiciligi özendiren ve yenilenemeyen kaynaklari

bozan atiklari artiran yasam biçiminin yükselen aci ve tansiyona,

yerel ve küresel fiziksel çevre esi görülmemis ve simdiye kadar

düsünülmemis düzeyde tahammül ediyor.

Tarihte ilk kez insanligin elinden gezegende evrimi yöneten dogal

yasalara aykiri hareket etmek ve canli yasam düzeneginin dengesini

degistirmek geliyor. Bir öldürücü nükleer saldiri ile yasam yok

edilebilir. Genetik mühendisligi yüzünden, dogal olarak

saglamlastirmak için binlerce yila gereksinim duyan türlerin

mutasyonunun çabuklasmasi edimsel biçimde etkileniyor. Insanligin ilk

kez yasamin akisini degistirmeye gücü yetiyor.

Zaten yapilanlar dogrudan dogruya çevreyi etkiliyor. Insanligin dogal

çevreye yönelik akil disi tecavüzünün artan daha fazla apaçik

etkileri - ki varsil topluluklar onlarin aci, endiselerinden son

zamanlara degin bir hayli uzaklarindaydilar- bugün uzak bir tehdit

degil, tersini tüm uluslar için ortak bir gerçek.

Bizi Rio de Janerio'da bir araya toplayan neden bu. Çevresel

bozulmanin ciddi etkilerinin farkinda olmak -her ne kadar yoksul ve

gezegenin en savunmasiz parçasi tarafindan en dogrudan dogruya, hemen

ve yakip yikici biçimde his ediliyor olmasina karsin- Üçüncü Dünyanin

cografi ve toplumsal durumunun ötesine insanligin tümünü etkileyecek

bir tehdit olmak için yayilmaya basladi. Eger insanlik zamaninda

gereken adimlari atmazsa bu gezegendeki tüm yasamin yok olmasinin

belirsiz esigi ile yüz yüze gelinebilecegi büyüyen kanidir.

Bir küçük Üçüncü Dünya ülkesi olan Küba olaganüstü zit kosullar

ortasinda kalkinmak için savasa girdi. Buna karsin genelde dünyaya ve

özelde az gelismis ülkelere çevre koruma ve kurtarmadaki deneyimini

mütevazi biçimde sunabilir. Bu toplantilarin tartismalari sirasinda

üzerinde düsünülüp tartisilabilecek kosullarla dogrudan iliskili,

degisik alanlarda bizim insanlarimiz tarafindan elde edilen sonuçlar

da sunulabilir.

Küba gelecegimizin somut bir garantisi olan bu ilkelerden yana

yapacagimiz tüm çabalar ve birlikte ortaya koyacagimiz amaçlarin

basarilmasi için olanca gücü ile katkida bulunma kararli niyeti ile

Rio'daki toplantiya geldi.

EKOLOJIK TARTISMANIN YAPISI VE ÖNEMI

Son on iki yildan fazladir çevre konusu "Çevreden" teorik

tartismalarin merkezine ve dünyanin pek çok yerinde karar verici

yöntemler tasindi. Günümüzde emekçilestirilen ekolojik konulardaki

genis yazin çevre konusundaki tartismanin uluslararasilastirilmasi ve

ekolojik hareketler son bir kaç yilin evriminin sonucuna

dayandiriliyor. Dünyada bu olay, bilinç artisinda kararli etkiye

sahip çogalan militanca yapilanan kimi hükümet disi çevre

örgütlerinin ve onlarin artan yayiminin etkileri ve su yüzüne

çikmasidir.



Bu büyüyen farkinda olmanin kökenindeki gerçek son yirmi yildan

fazladir asikar olan insanligi en çok endise küresel çevre

sorunlarinin bazilarinin gerçek ya da gizli etkileridir. Bunlari

Ozon tabakasinin bozulmasi sözde, sera etkisinden kaynaklanan küresel

isinma , asit yagmurlari , daha gelismis ülkelerin atik dolu

tüketiminden kaynaklanan çevresel bozulmanin diger biçimleri ,

biyolojik çesitliligin yitimi , kentsel devlesmenin yarattigi

kirlenme , tehlikeli atiklarin sinirlari boyunca trafik, kirlenme,

yeralti ve yerüstü su kaynaklarinin , denizlerin ve kiyisal alanlarin

kirlenmesi , ormansizlasma ve tarimsal alanlarin yoksullasmasi

kapsiyor. Tüm bu çok ciddi problemlerin üstünde yardim edemez ama

çagdas ekolojik tartismalarin ön hattinda olmasi gereken gücün

tehlikeli kosullarinda var olan nüfusun uçsuz bucaksiz çogunlugun

Üçüncü dünya özellikle genis bir dilimde farkinda olma bas

tehlikedeki biyolojik tür insanligin ta kendisidir.

Yazili tarihteki en sicak yil 1990'di ve insanligin bildigi yedi en

sicak yilin 6'sinin içinde yer aldigi geçen on yilin son yüz yilin en

sicak yillari oldugunu herkes biliyor. Sera etkisi olarak

adlandirilan bu küresel isinma olayi önemli ekolojik, ekonomik ve

toplumsal öneme sahip kimi hesaplara göre sera etkisine neden olan

gazlarin simdi ki emisyonunda sinir olmazsa atmosferdeki

karbondiyoksit miktari simdiki ile 2025/2050 arasinda bir zamanda iki

kati olacak. 1,5 ve 4,5 derece arasinda ortalama küresel isi artisina

neden olacak bu olayin dogrudan dogruya etkin 2050 sonlarinda 30/50

cm arasinda 2100 yili sonunda bazilari yüksek nüfus yogunlugu olan

kitasal kiyi alanlarinin büyük çogunlugunun sular altinda kalmasina

yol açacak. Yaklasik 1 metrelik bir deniz seviyisinde artisi olacak

ve bir çok ada devlet etkilenecek öteki tahminler daha sürede ve daha

fazla tehlikeyi bildiriyor.



Iklimsel degisim aralarinda kasirga, tropikal kasirgalar ve tayfunlar

gibi olaylarin bulundugu olasiklari artiran, deniz ekosistemi, yagmur

düsüsünde degismelere neden olabilir. Benzer biçimde iliman alanlar

bugday olaylarinda oldugu gibi bölgenin tahillari da birer birer

sitma, sari humma, dengue gibi tropikal hastaliklarin daha fazla

hücumuna açik hale gelebilir.

1979-1986 arasinda strasfordeki ortalama küresel ozon düzeyi yüzde %

5 oraninda düstügü hesaplandi. 1980'lerin ortasinda Antarktika'nin

üstünde ozon tabakasinda bir delik bulundu çok yakin zamanda kesin

bilimsel raporlar, kosullarin kuzey kutbu çevresi üzerinde bir baska

olusumun var oldugunu açikliyor. Ozon tabakasinin bu tükenisi

gezegenin canli varliklarina, hayvanlara ve bazi tahillara apaçik

zararli olacagi kadar deri kanseri ve göz hastaliklari gibi

hastaliklarin daha büyük olasiliginin koskoca risklerini de

beraberinde getirmesi yüzünden zararli ultravole isinlardan zarar

görmeyi artiriyor.



ilerleyen uluslararasi görüsmeler ve ozon tabakasina zararli CFC ve

diger gazlarin üretimi ve kullanimini azaltan ve en sonunda ortadan

kaldiran somut anlasmalarin imzalanmasi ile ilgi hizi sadece gelismis

ülkelerin ozon tabakasinin tükenisi konusunda kaygisini göstermiyor.

Önerilen teknoloji aktarimi uluslararasi düzeyde bu teknolojinin

aktarilmasinin kontrolü ile ön ayak olmak için bu ülkelerin ekonomik

dogusu açisindan olan ilgiyi de gösteriyor. Ne nedenden olursa

olsun ozon tabakasindan daha fazla acil ve üzücü olarak diger

çevresel durumlara karsi koymak için somut ve etkili önlemler

almasina izin verecek bu konferansin içinde benzer görüse yer vermek

arzu ediliyor.

1860 ve 1985 arasinda asit yagmurlarinin ana nedenlerinden biri olan

sülfürdioxit emisyonu yilda 7 milyondan 155 milyon tona vardi. Pek

çok durumda asit yagmuru kirlenmenin kaynaklandigi bölgeden çok uzak

öteki bölgelere rüzgarla tasiniyor, suyun kimyasal yapisini

degistirerek on binlerce nehir ve gölde yasami olanaksiz hale

getiriyor ve Avrupa'da , Kuzey Amerika'da Güney Amerika'da , Çin,

Afrika'da her seyden çok ormanlarda ve tahillarda ciddi etkilere yol

açiyor.

Sadece atmosferi degil , ayni zamanda gezegenin toprak ve suyunun da

bozulmasina etki eden baska genis alanli sorunlarda var. Bu

sorunlarin bazilari pek de yeni degil ama her seyden öte geri kalmis

ülkelerde kaynak ve insan kaybi açisindan yüksek bedeli oldu. Güç

ekoloji yararlanabilir alanlarda yasayan dünya yoksullarinin çogunun

verdigi çevresel korumanin gelisimine yönelik ana tehditlerden biri

olarak tanimlanabilir.

Simdi geri kalmis ülkelerde içme suyunun kalitesi ve dagitiminda dev

bir sorun var. Toprak erozyonunun bir sonucu olarak tarimsal

alanlarin 20 milyon hektardan daha fazlasi her yil dünya çapinda

yitiriliyor. Su an çöller her yil 6 milyon hektarlik bir oranda

genisliyor. 3.5 milyar hektar üretim alanina -dis yüzeyi kabaca

Amerika kitasina esit- üçte bir oraninda simdi ormansizliktan

etkileniyor. BM'ye göre 850 Milyon insanin varliginin olanaklarina

bir tehdit getiriyor. Son FAO çizelgeleri tropikal bölgelerde

ormansizlasma 1980'de yilda 11.3 milyon hektardan 1990'da 17 Milyon

hektara yükseldigini gösteriyor.

Bu gidisle birlesen biyolojik çesitliligin yitimi çok derin

kaygilarin nedeni , bu alanlarda yasayan kaynaklara tehlike oldugu

kadar okyanuslarin , denizlerin ve kiyisal bölgelerin kirlenmesi bas

ciddi çevresel sorunlari olusturuyor.



Özellikle yeter derecede bu atiklara kimyasal islem yapabilmenin

çaresine sahip olmayan gelismis ülkeler alici oldugu zaman tehlikeli

atiklarin sinir kavsaklarinda tasinmasi sorunu özel bir ilgiyi

-dikkati hak ediyor. Deneyimler çözümü sadece öylesine pahali bu

atiklarin tasinmasi yapmanin olamayacagini benzeri maddelerdeki kendi

üretimlerini azaltmasi için söz konusu olan ülkeler için daha uygun

olacagini gösteriyor.

Eger çevresel bozulma tarihsel bir perspektiften analiz edilirse en

çok sanayilesmis ülkeler tarafindan izlenen kalkinma modellerinin

küresel eko sisteme en büyük zararlari yaptiginin farkina

varilabilir.Üçüncü Dünyaya gelince dünya nüfusunun çogunlugunun

yasadigi yoksul kosullar çevre üzerinde ciddi etkilere sahip bir

yanda çevresel bozumla , bir yanda güç ve az gelismislik arasinda

yabancilastiran bir kisir döngü yaratiyor.

Simdi sürdürülebilir kalkinma fikri genis ölçüde yayilmaya basladi.

Ne yukarida anilan Kuzeyin kalkinma modeli ne de Güneyin

gelismemisligi çevresel sürdürülebilir sistemler olarak

tanimlanabilir. Bir birleri ile ekonomik iliskileri olsa bile bu iki

yönü ayni isikta sinamak bir yanlislik olur. bu çevresel bozulma için

esit sorumluluk vermek anlamsizligina yol açabilir. Gelismemis

dünyanin en geri kalmis ülkelerinin her hangi birinin günlük endisesi

ölümüne yol açan açliktan çocuklarini koruyacak gittikçe az bulunur

çareleri bulmak oldu; Gelismis bir ülkenin yurttasi; bir dereceye

kadar yüksek maas aldi, tüketici aliskanliklar kazandi ve kaynaklari

bos yere harcayan bir yasam biçimine alisti.

Kendi acil temel gereksinimleri pek çogu henüz en küçük oranda

karsilanmadigi bir süreçte gelecek kusaklarin gereksinimini tatmin

edilmesi karsilamasi gelismemis dünyanin nüfusunu ileri derecede

yoksullasan bölgeleri için güçtür. Bu yüzden Üçüncü Dünyanin acil

çevresel kaygilari esas itibari ile gelismis dünyaninkilerden

farklidir.

Ortak kayginin yasamin niteligi kalitelisi oldugu gelismis ülkelerde

en çok ozon tabakasinin bozulmasi ve küresel isinma gibi durumun uzun

ya da orta süredeki etkileri ile ilgili büyüyen kaygilar var. Her

1000 dogumdan 115'nin oldugu bir düzeye var bebek ölümü oldugu , her

yil 5 yasinda varmadan 14 milyon çocugun öldügü , yarim milyar

insanin temel saglik hizmetlerinin çogunun yanina yaklasmadigi, yasam

beklentisini 63'den daha yoksul ülkelerde 52'den az oldugu 300 milyon

çocugun okul okuma hakkindan yoksun oldugu yarim milyar yetiskinin

okuma yazma bilmedigi 1990'da açliktan 500 milyondan fazla insanin

zarar gördügü, 5 yasin altinda 180 milyon çocugun yetersiz

beslenmeden zarar gördügü Üçüncü Dünyada bununla birlikte farkli bir

dizi çevresel öncelikli olmasi zorunludur. Üçüncü Dünyada tehlikede

olan yasamin kalitesi degil yasamin ve yasam hakkinin ta kendisidir.

Bu ülkelerin ona çevresel kaygilari su elde edebilme , yakacak odun

eksikligi, tarimsal alanlarin tükenisi.

Eko sistem , biyolojik çesitlilik, çevrenin yoksullasmasi ve ozon

tabakasinin bozulmasi gibi dönemlerin gelismemis dünyada egitimden

yoksun okuma yazma bilmeyen kalabaliklar için pratik anlami nedir ?

Büyük bir aci ve umutsuz çaba içinde ayakta kalmak için harcadiklari

yasamlarinin üst üste her yil , her hafta , her gün , her gün , her

saatlerinde bu sorunlara yüz milyonlarca insan nasil dikkat edebilir

?

Besbelli ki Eger biz günümüz dünyasina etkide bulunan çevre

sorunlarinin ortadan kaldirilmasini amaçlamayi samimice istiyorsak

insanlik iki baslangiç adimi atmak zorunda. Birincisi , sanayilesmis

dünyanin savurgan tüketici kültürü ve geri kalmis ülkelerin yüksek

gelirli kesiminin yer degistirmesi gerekir. Bu kültür günümüz kaynak

düzeylerini kurban etmeksizin kaynaklari daha gerçekçi kullanimini

baslatacak ve o kültürün sonucu olarak bugün her yerde var olacak

çevre üzerindeki saldiriyi önemli ölçüde azaltacak bir yasam

biçimine yerini birakacak. Diger adim sonuç olarak üçüncü dünyanin

sosyo ekonomik kosullari ve nüfusunun yoksullasan halk yiginlarinin

yasama kosullarinda radikal bir degisimi uzlastirmaktir. Bu

Gelismemis ülkelerin çogunlugundaki aç, hasta, mali mülkü elinden

alinmis cahil insanlarin var olmasina katkida bulunan bugünkü

uluslararasi ekonomik iliskilerin sosyal ve ekonomik yapilarin biçim

degistirmesi sayesinde gerçeklesebilir.

Bu 21. Yüzyilin kapimizin önündeki dünyanin ana küresel ekolojik

sorunlarina tam anlamiyla bir çözüm için isteyebilecegimiz tek

yoldur. Ama bu tüm ülkelerde ve her ülke içinde , her kesimde

çevresel sorunlarin nedenlerine iliskin yayginlasmis dünya bilincini

gerektiriyor. Etkin biçimde bu sorunlara gögüs germek için

gereksenen politik niyeti ve zorunlu isbirligini meydana

getirebilir. Bu arada tüm çabalar harcanan zaman ve zahmete degerdir

ve tesvik edilmeli ve desteklenmelidir. Ama bu sonunda

çocuklarimizin gereksedigi ve bizden bekledigi çözüm olmayacak . Eger

zamaninda harekete geçmezsek , sonunda içinde yasanilmaz bir gezegeni

miras olarak birakacagiz.

GELISMEMISLIGIN KISIR DÖNGÜSÜ VE ÇEVRESEL BOZULMA

Üçüncü dünya ülkelerinde daha fazla ciddi etkileri oldugu kadar

çevresel bozulmanin evrensel durumu kendi yapilarina ve kökenlerine

sahiptir. Bu ülkelerde sürdürülebilir kalkinmanin aranmasi

kalkinmanin ta kendisinin aranmasidir, ki Kalkinma ile sadece büyüme

olarak anlasilmaz ancak ayni zamanda artan nüfusun , yasam kalitesini

yükseltemek amaci ile ve yeni etiksel degerlerin asama asama

olusumunu tamamlayarak ekonomik ve sosyal yapilarin dönüsümü olarak

anlasilir.

Güneyde alikonulan bu kalkinma girisimi kesinlikle rastlantisal

olaylarin ya da durumun bir sonucu olarak degil ama üretimi

gerçeklestirmenin yollari ve dogustan var olan toplumsal iliskilerin

kesin biçiminden dolayidir. Geri kalmislik ve yoksullugun bu durumu

, bu kalkinma modelinin en sürdürülebilir olmayan yönüdür.

Uluslararasi ekonomik düzenin kötülesmesi yüzünden 1980'lerde

baslayan ekonomik ve sosyal kriz alabildigince dogrudan dogruya ve

önceden sezilebilen , insan çevresini tehdit eden bu etkenleri

hizlandirdi.

Üçüncü dünyanin ekonomileri bugün hala dogal kaynaklarin asiri

biçimde kullanilmasinin yüksek bir seviyesine dayaniyor. Geçen bes

yil süresince -petrol dahil- temel ürün ihraci bu ülkelerin toplam

ihracinin %45'I oraninda ve en fazla Afrika'da asagi yukari % 90'dir

Geçen 10 yil boyunca bu ekonomiler bastan sona hem ticari hem de

finansal olarak dramatik bir dekapitalisyona boyun egdi. Sonuç

olarak denetlenemeyen nüfussal büyümenin genel kosullari içinde devam

eden ekonomik büyümelerini kesmek için kendi sanslarini gördüler. Bu

yüzden gelismis ülkelerin kaba içsel üretimi için yillik ortalama

byüme istatistikleri son 30x yilin üzerinde küçüldü. 1961-1973

yillari arasinda yüzde 6.1'den 1983-1990 arasinda açikça yüzde 2.8'e

gitti.Benzeri trendler kisi basina gelirde de görülebilir. 1961-1970

döneminde %3.3'den 1980-1990 döneminde %0.1'e gitti.

Çevresel bozulmayi siddetlendiren krizin diger olayi kuskusuz Kuzel

ve Güney ekonomileri arasinda ve hatta Güney'in içinde esit olmayan

gelir dagilimidir. 1960'larda en yüksek geliri ile dünya nüfusunun

%20'si en yoksul en yoksul %20'den 30 kat daha yüksek gelire sahipti.

1990'larin sonunda bu düzey 60 kat daha yükseldi. Az gelismis

ülkelerde nüfusun en zengin kesimi simdi nüfusun %10-15'ini

olusturuyor olmasina karsin ekonomik ve dogal kaynaklarin en çogunu

ellerinin altinda tutuyorlar. Latin Amerika'da nüfusun %10'u

ekilebilir alanlarin %95'ini elinin altinda tutuyor.

Genel olarak temel ürünleri ihraç etmesi sinirli olan üçüncü dünyanin

yüz yüze oldugu bas sorun gelismis ülkelerin pazarlarina katiliminin

sürekli olarak azalmasindan çikmaktadir. Bu ürünlerin alim gücü ve

fiyatlarinda ani düsüsler de oldugu kadar daha girgin (Saldirgan)

korumaci politikalar yüzünden öteki kesimler arasinda da oluyor. 1980

-1991 arasinda gelismemis ülkeler tarafindan -buna petrol da dahil -

ihraç edilen 33 temel ürünün ortalama fiyat göstergelerinde %50'lik

düsüs yasandi. Gelecekteki sonucu önceden kestirmek

Linkback: http://www.buyuknet.com/yarin-cok-gec-olabilir-kitap-ozeti-t21220.0.html

 
Etiket:

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

(2 oy, ortalama: 1/5 üzerinden)

Konu Hakkında Görüşün Nedir?

Bu Konuyu Neden Beğenmediğinizle ilgili açıklayıcı yazı yazarsanız konuyu ona göre güncelleyeceğiz.



Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Mesajınıza cevap yazmamızı isterseniz aşağıdaki alanı doldurun

Email:
Yarın cok gec olabilir kitap özeti

Yarın cok gec olabilir kitap özeti »Yarın cok gec olabilir kitap özeti           YARIN ÇOK GEÇ OLACAK FIDEL CASTRO Çeviren : Yasar Öztürk Nisan 2002 SUNU 1992