Faiz Arbitrajı-İktisat

Faiz Arbitrajı-İktisat

1. ARBİTRAJ

Girişimciler, serbest piyasa koşulları altında gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerde kar amacı güderler. Bir ekonomik varlığın, aynı anda iki farklı fiyatının ortaya çıkması, kar olanakları yaratarak girişimcileri harekete geçirir. ( ) Menkul kıymetler, kıymetli madenler, para gibi değerlerin iki piyasa arasındaki fiyat farklarından yararlanmak amacıyla fiyatların düşük olduğu yerlerden alınması, fiyatların yüksek olduğu yerlerde satılmasıyla arbitrajcı, bir risk üstlenmeden kar sağlar.

Arbitrajcı, bu faaliyetle kendisine kar sağlamanın yanı sıra, piyasalar arasındaki fiyat farkının ortadan kalkmasına ve aynı malın tüm piyasalarda dengeye oturmasına katkıda bulunur. Serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu bir dünyada faiz oranları, teorik olarak bütün dünyada birbirine eşlenir. Ancak böylesi bir dünya varsayımsal olduğu için, bir paranın faiz oranı, başka bir paranın faiz oranından yüksek olabilir. Böyle bir oran farkını fark eden yatırımcı parasını daha yüksek faiz oranına sahip paraya yatırarak arbitraj işleminden yararlanacaktır. ( ) Arbitraj işlemiyle, bir mal veya varlık, tüm piyasalarda aynı fiyat seviyesine ulaşır. Buna “tek fiyat kanunu” denir. Serbest girişimcilik ve fiyat mekanizmasının işleyişi sayesinde oluşan tek fiyat kanunu, ulusal ve uluslararası ekonominin de en temel ilkelerindendir. ( )

2. FAİZ ARBİTRAJI

Faiz arbitrajı, farklı ulusal paraların kısa süreli yatırımlarının gelirleri arasındaki farklılıklardan yararlanmak amacıyla yapılan arbitraj işlemidir. Kısa vadeli mali araçlar arasında banka mevduat hesabı, mali fonlar, hazine bonosu ve ticari firmaların çıkardıkları finansman bonosu yer almaktadır. Bunlar çoğunlukla bir yıldan daha kısa vadeli olmakla birlikte, genellikle 30, 60, 90 gün biçimindedir.
Tasarrufçular, mali araçlara yatırım yaparak bu araçların sağladıkları faiz gelirlerinden yararlanma arzusundadırlar. Bu finansman araçlarını piyasaya süren kuruluşlar da fon ihtiyaçlarını en düşük faizle sağlamak isterler. ( )

Kısa vadeli yatırım yapmak isteyen kişiler veya kurumlar, ellerindeki sermaye fonlarını, yerli ve yabancı piyasaları gözden geçirip araştırdıktan sonra, yatırımlarını en fazla getirisi olan araçlara yaparlar. Yatırımcılar, kabul edilecek bir risk düzeyinde, portfolyolarında en yüksek faiz getirisi sağlayan yatırım araçlarına yer verirler. Ödünç almak isteyenler de, iç ve dış faiz oranlarını karşılaştırır ve en düşük faizle borçlanırlar.

Uluslararası alanda yatırım yapan girişimciler, ulusal para cinsinden ellerinde tuttukları sermaye fonlarını, yatırım yapmak istedikleri ülke parasına çevirip, bu fonları kısa süreli mali araçları satın alma veya yabancı para cinsinden mevduat hesabına yatırılması şeklinde değerlendirme yoluna giderler. Yatırımcılar, ellerinde ulusal para cinsinden tuttukları fonları dövize çevirip, kısa vadeli yatırım araçlarına aktarırken vade sonunda kurdaki değişmelerden zarara uğrama riskiyle de karşı karşıya gelebilirler. Çünkü kurlardaki değişmeler, vade sonunda tekrardan ulusal paraya dönüştürülecek olan fonların değer kaybına uğramasına yol açabilir. Yatırım yapılan paranın değer kaybetmesi veya ulusal paranın değer kazanması durumunda, yatırımcının elde edeceği net gelirler azalacağı gibi, yatırımın zararla sonuçlanması bile olası bir durumdur. ( ) Gerek yurt içindeki yabancı yatırımcılar, gerekse yurt dışında yatırım yapan girişimciler, yatırımlarına karar verirlerken kendilerini güvenceye almak isteyeceklerdir.

Yatırımcılar, vade sonunda ulusal paraya çevrilecek olan döviz fonlarının değer kaybetmesini önlemek yoluyla, ana para ve faiz gelirini güvence altına alacaklardır. Fonların değer kaybı riskini de, vade süresine uygun bir vadeli döviz satış sözleşmesi yaparak giderebilirler. Bu durumda yatırımcı, elindeki ulusal para cinsinden fonları spot piyasada dövize çevirip mali araçlara yatırım yaparken, aynı zamanda vade sonunda faiziyle birlikte bu döviz fonlarını, vadeli teslim işlemiyle satmak için sözleşme yapması gerekir. Yapılan işlem aslında anında-vadeli döviz swapıdır ve her iki işlem de aynı bankayla eş anlı olarak yapılmıştır. ( ) Vade sonundaki döviz kuru riski tamamen giderilmiş olduğu için bu işlemlere “güvenceli faiz arbitrajı” denir.

Yatırımcı, yurt dışındaki yatırım araçlarına yönelerek yüksek faizden yararlanır fakat dövize çevirttiği bu fonları vadeli piyasada satmakla bir kayba da uğramış olabilir, çünkü vadeli piyasa kuruna göre yatırım yapılan paranın vadeli kuru, spot kurundan daha düşük olabilir. ( )

Güvenceli faiz arbitrajı uygulansa bile, yatırımcı açısından fonların hangi koşullarda ulusal piyasada, hangi koşullar altında yabancı para piyasalarında değerlendirilmesinin daha karlı olduğu incelenmelidir. Yatırımın karlılığı, faiz oranları farkı veri alındığında, vadeli piyasada iskonto veya prim oranına bağlıdır. ( )
İki ülke arasındaki faiz oranı farkıyla, o anda geçerli olan vadeli kura göre yabancı para da aynı oranda değer kaybetmekteyse, fonları yurt dışına yatırmanın hiçbir yararı olmayacaktır. Ulusal paranın iskonto oranı, faiz oranı farkından büyükse fonları dışarıya yatırmak yatırımcıların lehinedir. Eğer dövizdeki vadeli iskonto, faiz farkından büyükse, fonları ana ülkeye yatırmak daha karlıdır.

Diyelim ki, İngiltere ve ABD’nin faiz oranları karşılaştırıldığında, 90 günlük hazine bonosu için İngiltere’de yıllık faiz % 4, ABD’de % 2’dir. Böyle bir faiz farkı kısa süreli mali araçlara yatırım yapan ABD’li girişimciler için cazip olmakla birlikte bir sterlinin dolar karşısındaki prim veya iskonto oranı da önemlidir. Spot piyasada 1£  2,40 $ iken, ABD’de 2.400 $ ve İngiltere’de 1.000 £ değerinde 90 günlük hazine bonolarının olduğunu varsayalım. Bu yapılan yatırımın 3 ay sonunda 1.010 £
[1.000 (1+ 0,04 /4)] olması söz konusudur. Vade sonunda 1£  2,40 $ dan çevrilirse, yatırımcının eline 2.424 $ geçecektir, oysa yatırımcı Amerika’da parasını değerlendirmiş olsaydı 2.412 $ [2.400 (1+ 0,02 / 4)] eline geçecekti. ( )

Bu karlılık, 90 gün sonunda anında piyasada 1 sterlinin 2,40 $ olması durumunda geçerliydi. Eğer 3 ay sonunda piyasada 1£ = 2,35 $ olsaydı, 1.010 £ satarak yatırımcının eline geçecek para 2.373,50 $ olacaktı. Böyle bir durumda ABD’de kalıp orada yatırım yapmak daha karlı bir hal alacaktır. Buna karşın; vade sonunda spot oran 1£ = 2,45 $ olursa, 1.010 £’nin ulusal paraya çevrimiyle 2.474,50$ elde edilir ki bu da İngiltere’de yatırımın ABD’den daha kazançlı olduğunu göstermektedir. ( ) Girişimci, vade sonunda kurdaki dalgalanmalar yüzünden yatırımından zararlı çıkmak istememektedir. Bunun için, fonlarını 90 günlük bir vadeli teslim işlemiyle satar ve böylelikle, güvenceli faiz arbitrajı uygulanmış olur. Vadeli satış sözleşmesinde uygulanması kar getirecek olan oran 1£ = 2,40 $ veya 2,45 $ olarak belirlenmelidir. Aksi takdirde, 1£ = 2,35 $ gibi bir oranla faiz arbitrajından karlı çıkmak olanaklı değildir. ( ) Peki, faiz arbitrajı ne zaman, hangi koşullarda uygulanmaz, uygulanırsa kar oranı sıfırdır? Ülke lehine olan faiz farkının, ulusal paranın vadeli iskonto oranına eşit olması –faiz paritesi– durumunu inceleyelim:

2.1 Faiz Paritesi: Matematik Analiz

rs = Anında teslim kuru (sterlin başına doların fiyatı)
rf = 90 gün vadeli teslim kuru (sterlin başına doların fiyatı)
p = ( rf - rs) / rs Ulusal paranın iskontolu ya da primli olduğunun ifadesi
i a = Amerika’da 90 günlük faiz oranı
i e = İngiltere’de 90 günlük faiz oranı

Amerika’da 90 gün vadeyle yatırılan 1$, vade sonunda 1(1+ ia) $ olacaktır. Eğer dolar, sterline çevrilip İngiltere’de yatırım yapılsaydı, vade sonunda 1 dolar $1(1+ ie) / rs olacaktı. 90 gün sonunda tekrardan dolara çevirirken ise $1 rf (1+ ie) / rs olacaktır. ( ) Kısa vadeli fonlar aşağıdaki eşitsizlik durumunda ABD’den İngiltere’ye gider:
rf (1+ ie) / rs > (1+ ia)

Alternatif olarak aşağıdaki eşitsizlik de fonların İngiltere’den ABD’ye gelmesini sağlar:
(1+ ie) < rs (1+ ia) / rf

Ve faiz paritesinin sağladığı denge durumu:
rf (1+ ie) / rs = (1+ ia)

“p” artı bir değer çıkarsa primli, eksi bir değer çıkarsa iskontolu olmak üzere; rf / rs ‘yi (1+p) olarak tanımlarsak:
(1+p) (1+ ie) = (1+ ia)

p ve ie genellikle çok küçük ondalık sayılar oldukları için faiz paritesinin sağlandığı eşitliği şu şekilde gösterebiliriz:
p = ia- ie ( )

Kurumsal olarak arbitraj dört ayrı piyasada denge sağlamaktadır: Amerikan ve İngiliz para piyasası, peşin ve vadeli dolar ve sterlin piyasası. Bunlardan birindeki her değişme, diğer üçüne de yansıyacaktır. Uygulamada ise, özellikle vadeli kurlar dengeyi sağlamak için diğer üç faktöre ayarlanacaktır. ( )


2.2 Faiz Arbitrajında Türkiye ve Amerika Örneği

Türkiye ve ABD’nin faiz oranları karşılaştırıldığında, Türkiye’deki faizler yüzde 30 daha yüksek olsun. Böyle bir faiz oranı farkı Amerikalı fon sahipleri için cazip olmakla beraber, Türkiye’de yatırım kararı, vadeli teslim piyasasında TL’nin dolar karşısındaki iskonto oranına bağlıdır. Öngörülen yatırım süresi için vadeli kurdan TL, dolara karşı yüzde 20 değer kaybına uğramış olsun. Bu durumda Amerikalı yatırımcılar için Türkiye’deki menkullere yatırım yapmak daha karlıdır, çünkü net olarak (işlem giderlerini düşünmeksizin) yüzde 10 bir kazanç vardır. Eğer iki ülke arasında faiz farkı yüzde 20’yken, vadeli kurdan TL’nin de yüzde 20 oranında iskonto yapması yani dolara göre değer kaybetmesi durumunda faiz arbitrajı gerçekleşmez. Faiz farkının, ulusal paranın vadeli iskonto oranına eşit olması durumuna faiz paritesi ve bunu sağlayan vadeli teslim kuruna da parite kuru denir. ( )

Diğer bir olasılık da; faiz farkı Türkiye’de yüzde 10 daha yüksek iken, doların vadeli piyasada prim oranı yüzde 30 olsun. Bu koşullar altında da yatırımcılar kar sağlayacaklardır. Ancak bu kez ABD’li yatırımcılar için Türkiye’ye yatırım yapmak karlı olmayacaktır. Doların prim oranı, Türkiye lehine olan faiz oranından daha büyük olduğu durumda, Türk yatırımcılar için ABD finansman araçlarına yatırım yapmak daha karlıdır. Türkiye’de faiz oranları ABD’ye göre daha fazladır ve Türk yatırımcılar kendi ülkelerinde hazine bonolarını satın almamış olmaktan yüzde 10’luk bir alternatif maliyetle karşılaşırlar. Ancak, Amerikan hazine bonolarını satın aldıkları ve süre sonunda dolar fonlarını TL’ye çevirip ülkeye geri getirdikleri taktirde, dolardaki vadeli prim sayesinde, net olarak yüzde 20 bir kazanç sağlamış olacaklardır. ( )

Güvenceli faiz arbitrajı sonucunda vadeli piyasa iskontosu ya da primi ile faiz farklılıkları da bundan etkilenecektir. Faiz farkı yüzde 30 Türkiye’nin lehine olup, doların vadeli kurdan prim oranı ise yüzde 20 iken ne olur? Bu durumda ABD’den Türkiye’ye doğru faiz arbitrajı gerçekleşirken, piyasaya dolar arz edilecek, TL talep edildikçe spot piyasada doların TL kuru düşecek yani TL değer kazanacak, vadeli piyasada ise TL arz edilip, dolar talep edildikçe doların vadeli TL kuru yükselecektir. Bu da TL’nin değer kaybetmesi anlamına gelir.

Faiz yönünde de şu gelişmeler olur: Kısa vadeli sermaye fonlarının ABD’den Türkiye’ye doğru akması, ABD’de sermaye arzını azaltıcı, TR’ de de arttırıcı bir etki yapar. Dolayısıyla ABD’de faizler yükselir, Türkiye’de ise düşer. Sonuçta, bu mekanizma sonucunda faiz farklılığı azalır. Faiz oranları arasındaki fark azaldıkça ve vadeli iskonto oranı büyüdükçe, net karlılık da azalır. Faiz arbitrajı süreci sonunda faiz farklılığından doğan karlılık tümüyle ortadan kalkar ve bundan sonra yatırımcı için güvenceli faiz arbitrajı da son bulur. Faiz paritesi teorisiyle öne sürülen görüş de budur. ( )

2.3 Faiz Paritesi: ABD ve Türkiye Örneği

Faiz paritesi, kar olanaklarının doğurduğu güvenceli faiz arbitrajının bir sonucudur. Şimdi Türkiye ve ABD örneğini inceleyelim:

İTR : Türkiye’de faiz oranı
İUS : ABD’de faiz oranı
E : Anında teslim kuru (Dolar başına TL miktarı)
F : Vadeli teslim kuru (Dolar başına TL miktarı)

Türkiyeli yatırımcı fonlarını Türkiye’de yatırırsa, bir yıl sonunda bir TL karşılığında 1+ İTR elde eder. Türkiye’de yatırım yapmak yerine, fonlarını dolara çevirip Amerika’nın para piyasasına da yatırabilir. Böyle bir durumda TL’nin dolar karşılığı 1/ E olacaktır. Türk yatırımcının ABD’de yatırım yaparak yıl sonunda her TL başına elde edeceği dolar miktarı da (1+ İUS ) / E olacaktır. Türk yatırımcı vade sonunda kazandığı faizler ve ana parasını dolar fonundan TL’ye çevirmek isteyecektir. Fakat yatırımcı, kur riskinden korunmuş olmalı ve dolarlar vadeli piyasada bir yıl süreli vadeli teslim sözleşmesiyle satılmış olmalıdır. Sonuçta sözleşme gereğince, TL’nin karşılığını oluşturan dolarların vadeli satışından sağlanacak güvenceli gelir (1+ İUS ) F / E miktar TL’dir. ( )

Öyleyse, Türk yatırımcı kendi ülkesinde yatırım yaparak 1+ İTR miktar, ABD’de yatırım yaparak (1+ İUS ) F / E miktar TL kazanmaktadır. Bu iki piyasa arasındaki arbitraj olanakları eşitlikle gösterilebilinir:

1+ İTR = (1+ İUS ) F / E
(1+ İTR) / (1+ İUS ) = F / E

Eşitliğin her iki tarafından 1 çıkartılırsa ve gerekli düzenlemeler yapılırsa şöyle bir denklem elde edilir:

( İTR - İUS ) / (1+ İUS ) = (F-E) / E  Faiz oranı paritesi

Bu ifade, Türkiye ile ABD’nin faiz oranları farkının, vadeli piyasada doların iskonto veya prim oranına eşit olması anlamına gelir.

( İTR - İUS ) = (F-E) / E ( )

Yıllık faiz oranı Türkiye’de yüzde 50 ve ABD’de yüzde 20, anında teslim kuru dolar başına 22.000 TL olsa, faiz paritesini sağlayan bir yıl vadeli kurun değeri ne olabilir?

0.5 – 0.2 = ( F- 22.000 ) / 22.000 ise F = 28.600 TL olur. Kur 28.600 TL olduğu durumda faiz paritesi sağlandığı için faiz arbitrajından söz etmek mümkün değildir. Piyasada uygulanan gerçek vadeli teslim kurunun 28.600 TL ‘den daha az olması, mesela 24.000 TL durumunda yatırımlar ne yöne kayacaktır? Bu durumda iki ülke arasındaki faiz oranı farkı, doların yaptığı primden daha yüksektir ve yatırımların ABD’ye gitmesi yerine Türkiye’de kalması daha karlı olacaktır.
Dolayısıyla hem Türk, hem de ABD’li yatırımcılar fonlarını Türkiye’de değerlendirirler. Eğer gerçek vadeli dolar kuru daha yüksek olsaydı, mesela 30.000 TL, bu kez de fonların ABD’ye yatırılması daha karlı olacaktı. Bu mekanizma sonunda ise daha önce de bahsettiğimiz denge oluşacaktır: İki ülkenin faiz oranları aynı düzeye yönelecek, vadeli teslim kuru parite kuruna doğru yükselecek ve sonunda arbitraj olanağı ortadan kalkacaktır. ( )

2.4 Faiz Paritesinin Grafikle Gösterimi

Yatay eksende Türkiye’nin ABD’ye göre faiz oranındaki farklılık, dikey eksende de vadeli piyasada TL karşısında doların yaptığı prim gösterilmektedir. Yatay eksen boyunca orijinden sağa doğru bir hareket, faiz farkının Türkiye lehine olduğunu ifade eder. Dikey eksende orijinden yukarı doğru çıkıldıkça, doların TL karşısındaki prim oranı, aşağı inildikçe de doların iskonto oranı artmaktadır. Faiz paritesi koşulu:
( İTR - İUS ) = (F-E) / E şeklindedir.

Bu koşul grafik üzerinde, orijinden geçen 45 derecelik bir doğru ile temsil edilebilir. Doğru üzerindeki her noktada, faiz oranı farkı, yüzde prim veya iskonto oranına eşittir, dolayısıyla faiz paritesi ilişkisi sağlanmaktadır. Doğrunun üstündeki noktalarda, yatırımların ABD para piyasasına doğru olmasının daha kazançlı olduğu ifade edilir. Aşağıdaki eşitsizlik de bunu ifade eder:

( İTR - İUS ) < (F-E) / E

Mesela, D noktasını ele alalım: Bu noktada hem faiz farkı ABD lehinedir, hem de dolar prim yapmaktadır. Sonuçta bu iki neden ABD’ye yatırımları cazip hale getirmektedir.

45 derecelik doğrunun altında kalan noktalarda ise durum bunun tersidir. Bu da yatırımların Türkiye’ye yapılmasının kazançlı olduğunu ifade eder. Mesela, A noktasında hem faiz farkı Türkiye’nin lehinedir, hem de vadeli piyasada dolar iskonto yapmaktadır. Bu durumda TR’ ye yatırım kazançlıdır. B noktasında ise faiz oranı daha yüksek olmakla birlikte, dolar vadeli piyasada primlidir. Fakat, doların prim oranı Türkiye lehine olan faiz farkından daha düşüktür. Dolayısıyla, Türkiye’de yatırım yapmak yine de karlıdır.

( İTR - İUS ) > (F-E) / E

Arbitraj faaliyeti, faiz paritesi eşitliğinin yeniden sağlanmasına yardımcı olur, çünkü karlılık olanaklarını ortadan kaldırır. Örneğin A noktasında Türkiye’ye yapılan yatırımlar TR’ de sermaye arzını arttıracak, faizleri düşürecektir. ABD’de sermaye arzı azaldığı için orada faiz oranları yükselecektir. Bu gelişme de, Türkiye lehine olan faiz farkını azalacaktır. Bu durum, A noktasından faiz parite doğrusuna çizilen yatay okla gösterilmiştir. Öte yandan, Amerikalı yatırımcıların anında piyasada dolar satıp, vadeli piyasada doları satın almaları da, doların anında kurunu düşürür; vadeli kurunu yükseltir. Bu da vadeli dolar piyasasının yükselmesine neden olur. ( ) Bu durum da, A noktasından çizilen dikey ile ifade edilmiştir.

Faiz paritesi doğrusunun altında, fonlar ABD’den Türkiye’ye doğru akar ve sonucunda ekonomi yeniden faiz paritesi doğrusuna yönelir. Faiz paritesi doğrusunun üzerinde ise, fonlar Türkiye’den ABD’ye doğru yönelir, ekonomi yine faiz paritesi doğrusuna kayar.



Grafik: Faiz Paritesi Doğrusu
2.5 Faiz Paritesinden Sapmalar
2.5.1 İşlem Maliyetleri

İşlem maliyetinin biri yabancı döviz piyasasındaki işlem maliyeti (spot ve vadeli), diğeri de menkul kıymet piyasasındaki işlem maliyeti (yerli ve yabancı) olmak üzere iki unsuru vardır. Başlangıçta elinde ulusal parası cinsinden fon bulunan bir yatırımcının yabancı ülkede yatırım yaptığını düşünürsek karşısına çıkacak işlemler, yabancı para satın alımı (spot), yabancı menkul kıymet satın alımı ve yabancı para satışı (vadeli piyasada) olacaktır. Bütün bunların her biri işlem maliyeti içerir ve dışarıya yatırım yapmanın net getirisini azaltır. Buna karşılık, yurt içinde yatırım yapılması yalnızca menkul kıymet satın alımından dolayı bir tek işlem maliyeti içerir. Sonuç olarak, elinde dolar olan bir yatırımcı, eğer faiz farkı, yüksek işlem maliyetini telafi ederek yabancı mali araçlara yatırım yapmasını teşvik edecek kadar yüksekse, yabancı piyasada yatırımını gerçekleştirecektir. O halde, dışarıda yapılacak yatırımların faiz getirisi yurt içinde yapılacak yatırımın getirisinin ötesinde, döviz kuru riskini ve işlem maliyetlerini karşılamalıdır. ( )

2.5.2 Bilgi Toplama ve Süreç Maliyeti

Yatırımcı faiz oranları ve döviz kurlarıyla ilgili tüm gerekli bilgileri sağlamada serbesttir. Ancak bilgi edinmenin de bir maliyeti vardır. Ancak bazı uzmanlar bilgi toplama maliyetinin parite koşulunu anlamlı bir şekilde etkilemeyeceğini söylemektedir. Çünkü günümüzde elektronik bilgi aktarımı konusunda meydana gelen gelişmeler, bilgilenmeyi daha ucuz hale getirmiştir.

2.5.3 Hükümet Müdahaleleri ve Düzenlemeler

Hükümet müdahaleleri, finansal işlemlerin düzenlenmesi, döviz kontrolü, döviz işlemlerinin kısıtlanması, farklı vergi uygulamaları vb. şekillerinde olmaktadır. Öte yandan, hükümetler yurt içi faiz oranlarına tavan koyarak da müdahale etmektedirler. İşte böyle müdahaleler yurt içi ve yurt dışı getiri oranları arasında bir baskı gücü oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum yurt dışına yoğun sermaye çıkışlarını teşvik eden bir ortam yaratmaktadır. Buna karşılık hükümetler, döviz kontrollerine yönelerek bu sermaye çıkışlarını engellemektedir. Döviz kontrolleri, yabancı döviz alımlarına sınır getirmekte, dolayısıyla yurt dışında yatırım yapılmasını kısıtlamaktadır. ( )

2.5.4 Vergi Farklılıkları

Vergi farklılıkları da faiz paritesinden sapmalara neden olabilmektedir. Örneğin, ABD vergi yasaları faiz gelirlerini alelade gelir kabul etmektedir. Öte yandan arbitraj işlemlerinden elde edilen döviz gelirleri ayrı kategoride aktif sermaye kazancı olarak kabul edilmektedir ve sermaye kazancı vergi oranında vergilenmektedir. Sermaye kazanç oranı (yaklaşık yüzde 20), büyü şirketlere uygulanan gelir vergisi diliminden (yaklaşık yüzde 50) çok daha düşük olduğundan, bir şirket gelirlerinin sermaye kazancı şeklinde kendisine gelmesini tercih edecektir. Bu durum faiz paritesinden sapmaları arttırmaktadır. ( )

2.5.5 Finansal Kısıtlamalar

Vadeli piyasa işlemlerinde belli bir marj ödenmesi, yatırımcıların bazı fonlarını değerlendirmemelerine sebep olmaktadır. Fonların faiz getiren aktiflere optimal olarak yatırılmaması da ayrıca ek maliyet nedenidir. ( )

Bibliyografya

Frederic, S. Mishkin, The Economics of Money, Banking and Financial Markets, Columbia 2001.
Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, Teori, Politika ve Uygulama, İstanbul 2001.
İlker, M. Parasız ve Kemal Yıldırım, Uluslararası Finansman Teori ve Uygulama, Dışa Açık Makro Ekonomiye Giriş, İstanbul 1994.
İlker, M. Parasız, Uluslararası Para Sistemi, Kuram, Mekanizma, Tarihçe, Politika, Bursa 1980.
Maurice, D. Levi, İnternational Finance, The Markets and Financial Management of Multinational Business, McGraw-Hill Publishing Company, 1990.
Michael Melvin ve Steven Husted, International Economics, University of Pittsburgh ve Arizona State University, 2001.
Robert, M. Stern, The Balance of Payments, Theory and Economic Policy, Aldine Publishing Company, Chicago 1973.

Linkback: https://www.buyuknet.com/faiz-arbitrajiiktisat-t32832.0.html

 
Etiket:
Faiz Arbitrajı-İktisat 

Bu bilgi size yardimci oldu mu?

Evet Hayır

Faiz Arbitrajı-İktisat
(Ortalama: 5 üzerinden 1.00 , 2 Oy)


Konu Hakkında Görüşün Nedir? Olumlu yada olumsuz Eleştirileriniz.


Turkiyenin baskenti neresidir. kucuk harfle yazin.:

Faiz Arbitrajı-İktisat

Faiz Arbitrajı-İktisat »Faiz Arbitrajı-İktisat 1. ARBİTRAJ Girişimciler, serbest piyasa koşulları altında gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerde kar amacı